06
Aug
07

BABA

Dışarda beyaz fırtına

yüreğimde sevgin,

sırtında mavi gömleğin,

kulaklarımda çınlayan

atların nal sesleri

uzanır ufuklara,

bulutlarda sen,

elimde lastik sapan

ne bisikletim yürür

ne uçurtmam havalanır

koşamam

kucağında ben,

kızgın vagonlarla gelen

ilk ayrılık

Almanya’ya

kul köle

nem ve rutubet kokan hayımlarda,

hasretlik yıllarca

 sonra

zamanın tükenişi

gözlerinde hüzün

dudaklarında veda.

(c) hüseyin seyfi


1 Yanıt, “BABA”


  1. 1 Mustafa Şibik
    19 Mayıs 2009, 21:54 üzerinde

    Seyfi Öğretmen’e sevgi dolu selamlar.Müsade edrseniz?
    Bu katkıda benden olsun.
    -ALMANYA’dan MEKTUP var-

    Sevgili Şelale’ye

    Freiburg/Almanya

    Yurdumun rüzgarları balkon penceremde soluk alırken,esenlik dileklerimi,sevgi rüzgarları ile hep sizlere iletmek isterim.
    Ne güzel bir duygu;senin gibi bir anne olmak diye düşünür,senin çevrende gerilere,ta umutlarımın güven altında saklandığı zamanlara sığınırım.
    Seninde ondokuz yıl sonra Avanos’umuzda doğuşun,hele hele benimle aynı ayda”gücük ay”da oluşu gelir aklıma!
    Sen hastanede,Kızılırmak’ın karşı yakasında gözlerini açmıştın;Atatürk Türkiyesi’ne,benden ayrıcalı.Çok iyi anımsarım,Şubat’ta sert geçer Avanos’un kışları.Bir kavruk ayaz eser ki ırmağın gittikçe yayılan yatağında;insanoğlu var olma savaşı verir.
    Yaşlılar,bebekler kucaklayamaz çoğu kez, özlenen o güzelim ilkbaharı.
    Seninle ben,kekik kokan”Sarıkızı’ın ak sütü”ile nevruza ve Binnik’e kavuşan şanslı çocuklardanız.
    Seninle ben,Damönü’nde sarp kayaların eteğinde ki Esinperisi Koyu’nda,Hitit ezgileriyle Kızılırmak’ın dantelli yatağında,ayışığında koynuna girmişiz.
    Usulca ,salkımsöğütlere sıkı sıkı tutunarak…
    Yurdumun rüzgarları penceremin önünde,hani ikimizinde çok sevdiğikasımpatları ile sarmaş dolaş hasretlik giderirken,ıslık çalmadan…
    Hep sizleri bulurum,nemli ılıklığında saksıdaki toprağın.Bir kirpik busesinde,annem girer eşikten içeri atlayarak.
    Bir elinde peynir ekmek,diğerinde bir tas kara üzüm.Belli ki Karşıbağ’dan…
    Arkaya doğru kayan ,oyalı yemenisindensarkan,kıvırcık,ak düşmüş saçlar…
    Atatürk’ümüzün Türk kadınına tembihidir anam;”Bakımlı baş,acık alın ve gören gözler”.
    Çocukların açlık kaygısı,kuzuların yem kederi,bir telaş olup savrulur,annemin Nazillibasması’ndan,yamalı eteklerinde.Ya unutmamak için,soluk yemenisinin dört bir ucuna attığı ilmikler?..
    Kendisine en yakın,en içten,emin olduğu sözcükleri sıralar;karaüzüm salkımının tanelerinde.Ağız dolusu,kütür kütür ve tek tek:
    “Abdulkadir,Osman,Şelale!
    Haydi, haydi,yeyin taze taze”
    Peşinde meleşen kuzular,önünü kesmeden…
    Uzatır kollarını uzunca gererek.
    Ana yüreği ile sonuna dek.
    Kavrulmuş çatlak elleriyle,
    hemen ayak üstü.
    Gönül sofrasını kurar oracıkta.
    İşte şahidim:Ihlamurun son yaprağı.
    İşte akşamın bakır göğünde,yuvalarına dönen gurbetçi kuşlar.
    İşte yüreğime sarkan,akşamın gri hüznü.
    İşte kör kalemim,ahraz defterim.
    Dahası mı?
    Gözlerimdeki sisli buğu,
    kirpiklerimdeki yapışkan ıslaklık.
    Yalanım varsa…
    Amcan: Mustafa Şibik


Yorum Yapın