<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
		>
<channel>
	<title>Hüseyin Seyfi'nin Sanat Köşesi için yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://huseyinseyfi.wordpress.com/comments/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://huseyinseyfi.wordpress.com</link>
	<description>Sanat güzelliktir. Sanat ve sanatçısına değer veren toplumlarda güzellikler ön plandadır.H.Seyfi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 10 Nov 2009 09:49:33 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>Kapadokya yazısına Gülşehir Nevşehir Kapadokya Haber haberler Haberleri tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://huseyinseyfi.wordpress.com/2007/04/30/11/#comment-37</link>
		<dc:creator>Gülşehir Nevşehir Kapadokya Haber haberler Haberleri</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 09:49:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://huseyinseyfi.wordpress.com/2007/04/30/11/#comment-37</guid>
		<description>Kesinlikle Katılıyorum</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kesinlikle Katılıyorum</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>KAPADOKYA&#8217;DA GÜVERCİNLER yazısına Nevşehir Gülşehir Kapadokya Haber tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://huseyinseyfi.wordpress.com/2007/05/10/kapadokyada-guvercinler/#comment-36</link>
		<dc:creator>Nevşehir Gülşehir Kapadokya Haber</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Nov 2009 21:14:52 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://huseyinseyfi.wordpress.com/2007/05/10/kapadokyada-guvercinler/#comment-36</guid>
		<description>elinize sağlık</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>elinize sağlık</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kapadokya yazısına gülşehir medya tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://huseyinseyfi.wordpress.com/2007/04/30/11/#comment-35</link>
		<dc:creator>gülşehir medya</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2009 17:51:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://huseyinseyfi.wordpress.com/2007/04/30/11/#comment-35</guid>
		<description>Çok başarılı bir çalışma. bu gibi çalışmaları daha çok yaparak bölgemizi tüm dünyaya doğru bir şekilde tanıtmamız gerek</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Çok başarılı bir çalışma. bu gibi çalışmaları daha çok yaparak bölgemizi tüm dünyaya doğru bir şekilde tanıtmamız gerek</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>KADINLARIMIZ yazısına turhan yılmaz tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://huseyinseyfi.wordpress.com/2007/06/03/kadinlarimiz/#comment-33</link>
		<dc:creator>turhan yılmaz</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2009 14:47:08 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://huseyinseyfi.wordpress.com/2007/06/03/kadinlarimiz/#comment-33</guid>
		<description>Gastamonu&#039;lu Turhan Hoca Amerika&#039;da  
Pazartesi, 29 Aralık 2008  
Gastamonu da deri günü ağşamı  Püsgöüt Şabanınan laflayayken benim telefon gine çaldı. Telefonu açduğumda mektep arkadaşı Garaoğlan Obamanın sesi değil mi? Şaşumadım dersem yalan olu.Hemen sordum.
_ Ne va lan neydiyosun, epeydü habar alamadım senden dedim. Bizim Garaoğlan ecük teleşeli cevap vedi.
_ Hocam sorma, Amerikaya başgan olacayın emme sana danışacağım bi mesele va. Hemen Amerikaya gelmen ilazım, demez mi?
Bu kelez Garaoğlan mektepdede bensüz sınıf geçemezdi. Tarih dersinden yazulu olayken hep bana baka gopya çekedi. Sona da yakalanu eşek sudan gelene gada zopa yirdi.
Bak yalan söylemeyon
Emme zartayıda atarın.

Hemen püsgöüt Şabana müsadeginen benim Amerikaya gitmem ilazım dedim teyyereye bindüğüm gibi ve elini Amerika.
Teyyereden iner immez yanıbaşıma zıranga gibi gapgara iki tene herif yanaşdı. “Hocam hoş geldin bizinen geliyosun” dedile bende dakıldım arkalarına vaduk Obama’nın evine.
Obama’nın garısı sacı gapamış hamuru yuğurmuş bana bi etli ekmek yapmış emme yol yorgunluğuna da sardı hee.
Bak yalan söylemeyon
Emme zartayıda atarın.
Neyse hoş beşden sona bizim Obama derdini açtı bana. Hocam dedi.
    _Sıkıntum şu biliyon başganlığa aday oldum emme ne edip edip, buradaki Müslümanların oyunu almam ilazım bunun için ne yapabülürün. Ocağına düşdüm bana bi akıl ve dedi. Sonada yüzüme iki yaşlı bıza gibi mel mel bakmaya başladı. Gendü gendüme güldüm. “Bu gada basit bi iş içün beni çağırmış” Sona omuzuna sertçe dokundum, bizim Garaoğlan Obama 5.4 böyüklüğünde derprem olmuş gibi sallandı.
 _ Bu mu  seni düşündüren mesele bende böyük bi iş va sandım. Bu iş çok golay Obama deyince Obama’nın gözleri fal daşı gibi açıldı. Şartolsun bizim damdaki eşeğin gözleri Obamanınkinin yanında mercimek gibi galu. O derece gözleri böyüdü seviçden.
Bak yalan söylemeyon
Emme zartayıda atarın
Bak o gara gulaklarını aç beni iyi diyne dedim.
 _Obama aman hocam elini ayağını öpüyün benim başganlık senin veyceğin akıla galdı ne dersen onu yapacayın Deye yalvarmaya başladı.


1
Allah biliya ya bu gada yalvarmasına da gızmadım değil.
   _ Sus lan dedim, bu gada yalakalığa gerek yok vereceğimiz 250 gram bi akıl sus sus deye neyle bağırdımısa garısı sacda ekmekleri yakmış.
Neyse gelelim işin özüne
 _ Bak Obama şindi beni iyi diyne Müslümanları toplaycaysın bi yere sedece benim didem de müslümanıdı deyceysin hepsi bu gada.
Obama şaşgun ördek gibi yüzüme baka galdı sona dili çözülüvedi.
  _ Hocam hepsi bu gada mı bu iki kelama ganamı müslümanla demez mi.
Gine gızdım Obama’ya gafasına bi gaç kere tıklama vurdum.
   _ Gafanı çaluşdu Türkiyede de böyle olmayamu e salak dedim.
Obama ecük düşündü sona elimi öpüp “Doğru be hocam ben işin bu gada golay olduğunu düşünemedim. Aman hocam sana vatandaşlık hakkı verelim gal burda” demez mi, İşde o zaman fes gafamdan çıkdı.
 _ Bak Obama ben buraya arkadaşlığın hatırına geldim Turhan hocayı başga hocalarınan garuşduma. Ben Amerikan vatandaşı olmak içün, Amerikaya hizmet edeceyin deye yemin edecek gada imansuz deyiliyin dedim. Yerimden ok gibi fırladım ısmarladuk bile demeden o zıranga gibi heriflere “Götürün lan beni teyyerenin yanına” dedim. Teyyereye neyle bindüğümü bilmeyon bi helmede gelmişiyin Gastamonuya.
Bak yalan söylemedim
Emme zartayıda atdım.


SONUÇ NE OLDU
1)      Obama benim vedüğüm aklınan başgan oldu.
2)      En kötüsü bundan sona oldu
a)      Türk devleti bize bakmaya fakırıyüz deyen coğrafyanın insanları Obama içün 41 goyun kesdile, Goyunların ganlarını da alınlarına sürüp teze gelin gibi gırışdıla.
b)      Öte yanda aydınıyuz Cumhuriyetciyüz deyen bir başka coğrafyanın insanları baston yapıp Obamaya gönderme yarışına girdile. Şindi de onla basdon yutmuş gibi gırışıyala.
c)      En vahimi Ülkemizi seviyoz deye bağıran bir başka coğrafyanın insanları ise Gangal köpeyi gönderdile.
Yorumu siz yapın. Durum bu merkezde.

Turhan YILMAZ</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Gastamonu&#8217;lu Turhan Hoca Amerika&#8217;da<br />
Pazartesi, 29 Aralık 2008<br />
Gastamonu da deri günü ağşamı  Püsgöüt Şabanınan laflayayken benim telefon gine çaldı. Telefonu açduğumda mektep arkadaşı Garaoğlan Obamanın sesi değil mi? Şaşumadım dersem yalan olu.Hemen sordum.<br />
_ Ne va lan neydiyosun, epeydü habar alamadım senden dedim. Bizim Garaoğlan ecük teleşeli cevap vedi.<br />
_ Hocam sorma, Amerikaya başgan olacayın emme sana danışacağım bi mesele va. Hemen Amerikaya gelmen ilazım, demez mi?<br />
Bu kelez Garaoğlan mektepdede bensüz sınıf geçemezdi. Tarih dersinden yazulu olayken hep bana baka gopya çekedi. Sona da yakalanu eşek sudan gelene gada zopa yirdi.<br />
Bak yalan söylemeyon<br />
Emme zartayıda atarın.</p>
<p>Hemen püsgöüt Şabana müsadeginen benim Amerikaya gitmem ilazım dedim teyyereye bindüğüm gibi ve elini Amerika.<br />
Teyyereden iner immez yanıbaşıma zıranga gibi gapgara iki tene herif yanaşdı. “Hocam hoş geldin bizinen geliyosun” dedile bende dakıldım arkalarına vaduk Obama’nın evine.<br />
Obama’nın garısı sacı gapamış hamuru yuğurmuş bana bi etli ekmek yapmış emme yol yorgunluğuna da sardı hee.<br />
Bak yalan söylemeyon<br />
Emme zartayıda atarın.<br />
Neyse hoş beşden sona bizim Obama derdini açtı bana. Hocam dedi.<br />
    _Sıkıntum şu biliyon başganlığa aday oldum emme ne edip edip, buradaki Müslümanların oyunu almam ilazım bunun için ne yapabülürün. Ocağına düşdüm bana bi akıl ve dedi. Sonada yüzüme iki yaşlı bıza gibi mel mel bakmaya başladı. Gendü gendüme güldüm. “Bu gada basit bi iş içün beni çağırmış” Sona omuzuna sertçe dokundum, bizim Garaoğlan Obama 5.4 böyüklüğünde derprem olmuş gibi sallandı.<br />
 _ Bu mu  seni düşündüren mesele bende böyük bi iş va sandım. Bu iş çok golay Obama deyince Obama’nın gözleri fal daşı gibi açıldı. Şartolsun bizim damdaki eşeğin gözleri Obamanınkinin yanında mercimek gibi galu. O derece gözleri böyüdü seviçden.<br />
Bak yalan söylemeyon<br />
Emme zartayıda atarın<br />
Bak o gara gulaklarını aç beni iyi diyne dedim.<br />
 _Obama aman hocam elini ayağını öpüyün benim başganlık senin veyceğin akıla galdı ne dersen onu yapacayın Deye yalvarmaya başladı.</p>
<p>1<br />
Allah biliya ya bu gada yalvarmasına da gızmadım değil.<br />
   _ Sus lan dedim, bu gada yalakalığa gerek yok vereceğimiz 250 gram bi akıl sus sus deye neyle bağırdımısa garısı sacda ekmekleri yakmış.<br />
Neyse gelelim işin özüne<br />
 _ Bak Obama şindi beni iyi diyne Müslümanları toplaycaysın bi yere sedece benim didem de müslümanıdı deyceysin hepsi bu gada.<br />
Obama şaşgun ördek gibi yüzüme baka galdı sona dili çözülüvedi.<br />
  _ Hocam hepsi bu gada mı bu iki kelama ganamı müslümanla demez mi.<br />
Gine gızdım Obama’ya gafasına bi gaç kere tıklama vurdum.<br />
   _ Gafanı çaluşdu Türkiyede de böyle olmayamu e salak dedim.<br />
Obama ecük düşündü sona elimi öpüp “Doğru be hocam ben işin bu gada golay olduğunu düşünemedim. Aman hocam sana vatandaşlık hakkı verelim gal burda” demez mi, İşde o zaman fes gafamdan çıkdı.<br />
 _ Bak Obama ben buraya arkadaşlığın hatırına geldim Turhan hocayı başga hocalarınan garuşduma. Ben Amerikan vatandaşı olmak içün, Amerikaya hizmet edeceyin deye yemin edecek gada imansuz deyiliyin dedim. Yerimden ok gibi fırladım ısmarladuk bile demeden o zıranga gibi heriflere “Götürün lan beni teyyerenin yanına” dedim. Teyyereye neyle bindüğümü bilmeyon bi helmede gelmişiyin Gastamonuya.<br />
Bak yalan söylemedim<br />
Emme zartayıda atdım.</p>
<p>SONUÇ NE OLDU<br />
1)      Obama benim vedüğüm aklınan başgan oldu.<br />
2)      En kötüsü bundan sona oldu<br />
a)      Türk devleti bize bakmaya fakırıyüz deyen coğrafyanın insanları Obama içün 41 goyun kesdile, Goyunların ganlarını da alınlarına sürüp teze gelin gibi gırışdıla.<br />
b)      Öte yanda aydınıyuz Cumhuriyetciyüz deyen bir başka coğrafyanın insanları baston yapıp Obamaya gönderme yarışına girdile. Şindi de onla basdon yutmuş gibi gırışıyala.<br />
c)      En vahimi Ülkemizi seviyoz deye bağıran bir başka coğrafyanın insanları ise Gangal köpeyi gönderdile.<br />
Yorumu siz yapın. Durum bu merkezde.</p>
<p>Turhan YILMAZ</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>BABA yazısına Mustafa Şibik tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://huseyinseyfi.wordpress.com/2007/08/06/baba/#comment-32</link>
		<dc:creator>Mustafa Şibik</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2009 19:54:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://huseyinseyfi.wordpress.com/2007/08/06/baba/#comment-32</guid>
		<description>Seyfi Öğretmen&#039;e sevgi dolu selamlar.Müsade edrseniz?
Bu katkıda benden olsun. 
             -ALMANYA&#039;dan MEKTUP var-

Sevgili Şelale’ye                                  


Freiburg/Almanya


Yurdumun rüzgarları balkon penceremde soluk alırken,esenlik dileklerimi,sevgi rüzgarları ile hep sizlere iletmek isterim.
Ne güzel bir duygu;senin gibi bir anne olmak diye düşünür,senin çevrende gerilere,ta umutlarımın güven altında saklandığı zamanlara sığınırım.
Seninde ondokuz yıl sonra Avanos’umuzda doğuşun,hele hele benimle aynı ayda”gücük ay”da oluşu gelir aklıma!
Sen hastanede,Kızılırmak’ın karşı yakasında gözlerini açmıştın;Atatürk Türkiyesi’ne,benden ayrıcalı.Çok iyi anımsarım,Şubat’ta sert geçer Avanos’un kışları.Bir kavruk ayaz eser ki ırmağın gittikçe yayılan yatağında;insanoğlu var olma savaşı verir.
Yaşlılar,bebekler kucaklayamaz çoğu kez, özlenen o güzelim ilkbaharı.
Seninle ben,kekik kokan”Sarıkızı’ın ak sütü”ile nevruza ve Binnik’e kavuşan şanslı çocuklardanız.
Seninle ben,Damönü’nde sarp kayaların eteğinde ki  Esinperisi Koyu’nda,Hitit ezgileriyle Kızılırmak’ın dantelli yatağında,ayışığında koynuna girmişiz.
Usulca ,salkımsöğütlere sıkı sıkı tutunarak...
Yurdumun rüzgarları penceremin önünde,hani ikimizinde çok sevdiğikasımpatları ile sarmaş dolaş hasretlik giderirken,ıslık çalmadan...
Hep sizleri bulurum,nemli ılıklığında saksıdaki toprağın.Bir kirpik busesinde,annem girer eşikten içeri atlayarak.
Bir elinde peynir ekmek,diğerinde bir tas kara üzüm.Belli ki Karşıbağ’dan...
Arkaya doğru kayan ,oyalı yemenisindensarkan,kıvırcık,ak düşmüş saçlar...
Atatürk’ümüzün Türk kadınına tembihidir anam;”Bakımlı baş,acık alın ve gören gözler”.
Çocukların açlık kaygısı,kuzuların yem kederi,bir telaş olup savrulur,annemin Nazillibasması’ndan,yamalı eteklerinde.Ya unutmamak için,soluk yemenisinin dört bir ucuna attığı ilmikler?..
Kendisine en yakın,en içten,emin olduğu sözcükleri sıralar;karaüzüm salkımının tanelerinde.Ağız dolusu,kütür kütür ve tek tek:
“Abdulkadir,Osman,Şelale!
Haydi, haydi,yeyin taze taze”
Peşinde meleşen kuzular,önünü kesmeden...
Uzatır kollarını uzunca gererek.
Ana yüreği ile sonuna dek.
Kavrulmuş çatlak elleriyle,
hemen ayak üstü.
Gönül sofrasını kurar oracıkta.
İşte şahidim:Ihlamurun son yaprağı.
İşte akşamın bakır göğünde,yuvalarına dönen gurbetçi kuşlar.
İşte yüreğime sarkan,akşamın gri hüznü.
İşte kör kalemim,ahraz defterim.
Dahası mı?
Gözlerimdeki sisli buğu,
kirpiklerimdeki yapışkan ıslaklık.
Yalanım varsa...
Amcan: Mustafa Şibik</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Seyfi Öğretmen&#8217;e sevgi dolu selamlar.Müsade edrseniz?<br />
Bu katkıda benden olsun.<br />
             -ALMANYA&#8217;dan MEKTUP var-</p>
<p>Sevgili Şelale’ye                                  </p>
<p>Freiburg/Almanya</p>
<p>Yurdumun rüzgarları balkon penceremde soluk alırken,esenlik dileklerimi,sevgi rüzgarları ile hep sizlere iletmek isterim.<br />
Ne güzel bir duygu;senin gibi bir anne olmak diye düşünür,senin çevrende gerilere,ta umutlarımın güven altında saklandığı zamanlara sığınırım.<br />
Seninde ondokuz yıl sonra Avanos’umuzda doğuşun,hele hele benimle aynı ayda”gücük ay”da oluşu gelir aklıma!<br />
Sen hastanede,Kızılırmak’ın karşı yakasında gözlerini açmıştın;Atatürk Türkiyesi’ne,benden ayrıcalı.Çok iyi anımsarım,Şubat’ta sert geçer Avanos’un kışları.Bir kavruk ayaz eser ki ırmağın gittikçe yayılan yatağında;insanoğlu var olma savaşı verir.<br />
Yaşlılar,bebekler kucaklayamaz çoğu kez, özlenen o güzelim ilkbaharı.<br />
Seninle ben,kekik kokan”Sarıkızı’ın ak sütü”ile nevruza ve Binnik’e kavuşan şanslı çocuklardanız.<br />
Seninle ben,Damönü’nde sarp kayaların eteğinde ki  Esinperisi Koyu’nda,Hitit ezgileriyle Kızılırmak’ın dantelli yatağında,ayışığında koynuna girmişiz.<br />
Usulca ,salkımsöğütlere sıkı sıkı tutunarak&#8230;<br />
Yurdumun rüzgarları penceremin önünde,hani ikimizinde çok sevdiğikasımpatları ile sarmaş dolaş hasretlik giderirken,ıslık çalmadan&#8230;<br />
Hep sizleri bulurum,nemli ılıklığında saksıdaki toprağın.Bir kirpik busesinde,annem girer eşikten içeri atlayarak.<br />
Bir elinde peynir ekmek,diğerinde bir tas kara üzüm.Belli ki Karşıbağ’dan&#8230;<br />
Arkaya doğru kayan ,oyalı yemenisindensarkan,kıvırcık,ak düşmüş saçlar&#8230;<br />
Atatürk’ümüzün Türk kadınına tembihidir anam;”Bakımlı baş,acık alın ve gören gözler”.<br />
Çocukların açlık kaygısı,kuzuların yem kederi,bir telaş olup savrulur,annemin Nazillibasması’ndan,yamalı eteklerinde.Ya unutmamak için,soluk yemenisinin dört bir ucuna attığı ilmikler?..<br />
Kendisine en yakın,en içten,emin olduğu sözcükleri sıralar;karaüzüm salkımının tanelerinde.Ağız dolusu,kütür kütür ve tek tek:<br />
“Abdulkadir,Osman,Şelale!<br />
Haydi, haydi,yeyin taze taze”<br />
Peşinde meleşen kuzular,önünü kesmeden&#8230;<br />
Uzatır kollarını uzunca gererek.<br />
Ana yüreği ile sonuna dek.<br />
Kavrulmuş çatlak elleriyle,<br />
hemen ayak üstü.<br />
Gönül sofrasını kurar oracıkta.<br />
İşte şahidim:Ihlamurun son yaprağı.<br />
İşte akşamın bakır göğünde,yuvalarına dönen gurbetçi kuşlar.<br />
İşte yüreğime sarkan,akşamın gri hüznü.<br />
İşte kör kalemim,ahraz defterim.<br />
Dahası mı?<br />
Gözlerimdeki sisli buğu,<br />
kirpiklerimdeki yapışkan ıslaklık.<br />
Yalanım varsa&#8230;<br />
Amcan: Mustafa Şibik</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>KADINLARIMIZ yazısına Ali Seyfi tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://huseyinseyfi.wordpress.com/2007/06/03/kadinlarimiz/#comment-25</link>
		<dc:creator>Ali Seyfi</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2009 16:07:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://huseyinseyfi.wordpress.com/2007/06/03/kadinlarimiz/#comment-25</guid>
		<description>Agbeycigim

Anadolu kadinin bizim cocukluk yillarinda yasadiklarinin bir özeti ve o kadinlar yasadiklari zor kosullara ragmen, düsünen sorgulayan, özgür bireyler yetistirebildiler. O dönemdeki toplumsal mücadele icerisinde olanlarin kimliklerine baktigimizda arkalarinda andolu kadinin emegini görürüz.Sanirim onlar kendilerinin özgürlesmemis olmanin ezikligini, bizlere yansitmamak icin caba sarfedip bizleri özgür birer bireyler olmamizi saglamanin yaninda toplumsal özgürlüge katgida bulunmanin bilincinin temelini atmislardir. Onlar yalnizligi, yalniz kalmayi hic haketmeiler diye düsünüyorum.
Bizler kadinlarimizi özgürlestirmeden özgür Toplum yaratamiyacagiz
Saygilarimla</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Agbeycigim</p>
<p>Anadolu kadinin bizim cocukluk yillarinda yasadiklarinin bir özeti ve o kadinlar yasadiklari zor kosullara ragmen, düsünen sorgulayan, özgür bireyler yetistirebildiler. O dönemdeki toplumsal mücadele icerisinde olanlarin kimliklerine baktigimizda arkalarinda andolu kadinin emegini görürüz.Sanirim onlar kendilerinin özgürlesmemis olmanin ezikligini, bizlere yansitmamak icin caba sarfedip bizleri özgür birer bireyler olmamizi saglamanin yaninda toplumsal özgürlüge katgida bulunmanin bilincinin temelini atmislardir. Onlar yalnizligi, yalniz kalmayi hic haketmeiler diye düsünüyorum.<br />
Bizler kadinlarimizi özgürlestirmeden özgür Toplum yaratamiyacagiz<br />
Saygilarimla</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Diyarbakır ve Atatürk yazısına Mustafa Şibik tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://huseyinseyfi.wordpress.com/2008/04/09/diyarbakir-ve-ataturk/#comment-20</link>
		<dc:creator>Mustafa Şibik</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Oct 2008 14:00:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://huseyinseyfi.wordpress.com/?p=28#comment-20</guid>
		<description>Öncelikle Öğretmen Hüseyin Seyfi beye teşekkür etmek istiyorum.
Kendisinin kaleme aldığı yazılarını okumak bana keyf veriyor.Hele seçkin dostlarının,benimde beğendiğim kişilikler olduğunu tesbit etmem başka bir ayrıcalık olarak algılıyorum.Hani konu Diyarbakır olunca,sizlerle son zamanlarda isevindirici haberlerin gelmediği,başka gözle bakıldığı kültür diyarımıza bir belge ile ışık tutmak istiyorum.

Diyarbakır adı hakkında bir çok efsane vardır. Kale ve surların yapımcısı ve yöneticisi Amida isimli bir kıza istinaden &quot;Kız kenti&quot; anlamında Diyar-ı Bikr adıyla anılır. Asur kaynaklarına göre Amidi. Yunan ve Roma kaynaklarına göre ise Amido veya Amida olarak bilinir. Sonraları buraya yerleşen Bekr adlı bir aşiretin yerleşmesi, kente Diyar-ı Bekr adının verilmesine neden olmuştur. Zamanla Diyarbekir&#039;e dönüşen kentin  ismi 1937 senesinde Cumhuriyetle birlikte Diyarbakır olarak resmiyet kazanmıştır. Kentin iklim şartlarına göre özgün işlemeciliği ve  mimarisi oluşmuştur.Dünya sıralamasında Çin Seddi&#039;den sonra (2 bin 400 km.), ikinci olarak bilinen Diyarbakır surları etrafında faaliyet gösteren, gümüş kuyumcuları, testiciler, seyyar sakatatçı, geneleksel erkek giysileri, Hindi satıcısı, Topaççı ve topaç oynayan çocuklar, iskemleci, demirci ve makas bileyici, çicek satan kişiler.Benim merhume babaannem Avanosluların Edibeanası kendi deyime ile &quot;Diyarbekirli idi.Püsküllü&#039;müzün en zehirli yılanlarını eline alır severdi.Kırık çıkık ve sarılık gibi hastalıkları tedavi ederdi.Halk deyimi ile&quot;Ocak&quot;idi.Yoklukta bitkilerden yaptığı merhemlerle,çay çeşitleri ile Nevşehir civarında saygınlık kazanmıştı.Avanoslu merhum Dr. Hacı Nuri bey,Değirmencilerin mucid (Elektirik üreticisi)Mehmet amca en yakın dostları arasında idi.Vatan ve toplum sevgisi her şeyin önünde gelirdi.Babası Nevşehir Askerlik Şubesi Başkanı Yüzbaşı Abdulkadir( Ağabeyim bu ismi onurla taşımıştır.)
Nevşehir Kaledibi&#039;ndeki o zmanın tabiri ile gayrimüslümanların yaşadığı mahallede yaşadıkları için fransızca dilini de komşularından öğrenmişti.Aile içerisinde telafuzlarımızı düzene sokardı.
Mükemmel bir Türk ve islamiyeti çok iyi bilen Cumhuriyet kadını idi.
Sürekli beraberinde taşıdığı kefenine sarılıp,Askeri törenle gurbette(İzmit Bağçeşme Mezarlığı&#039;na defnedildi.)çok sevdiği tanrının rahmetine kavuştu.
Günümüzde bu hassasiyet belkide kaybolmuştur!Dul kadınlara elini verir onların kimseye muhtac olmadan geçimlerini sağlardı.Çok çektiği ızdırabı tanrını kendisini sabrını denemek için verdiğine inanalardandı.Daha fazla ızdırap isterdi.Gencliğinde at üzerindecevre köylerdeki hastaları ziyaret eder tanrıdan şifalar dilermiş.Sevgili İsmet Güven abimiz bir gün spor 8yanılmıyorsam Basket oynarken)yaparken kolu kırılır.Yalnız Ankara&#039;da tedavisi yanlş yapılır.Merhum babası &quot;Sakar Ahmet&quot;amca istemiye istemiye babaanneme İsmet ağabeyi getirir.Babaannem kolu tekrar kırar ve yeniden yerine başarı ile tutturur.Kadın olduğu için ve çok şeyleri başkaların daha iyi bildiği için başka şekilde yorumlanır.Ayrıca merhum Hacı Ahmet Güven amcanın da bilgi ve becerisine başvurulan bilhassa hayvanlarla ilgili bakım,hastalık konusunda başlı başına bir uzman (Celep)olduğunu hatırlatmak isterim.
Bu bağlamda;Freiburg&#039;dan esenlik dileklerimle sevgi dolu selamlar yollamak istiyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Öncelikle Öğretmen Hüseyin Seyfi beye teşekkür etmek istiyorum.<br />
Kendisinin kaleme aldığı yazılarını okumak bana keyf veriyor.Hele seçkin dostlarının,benimde beğendiğim kişilikler olduğunu tesbit etmem başka bir ayrıcalık olarak algılıyorum.Hani konu Diyarbakır olunca,sizlerle son zamanlarda isevindirici haberlerin gelmediği,başka gözle bakıldığı kültür diyarımıza bir belge ile ışık tutmak istiyorum.</p>
<p>Diyarbakır adı hakkında bir çok efsane vardır. Kale ve surların yapımcısı ve yöneticisi Amida isimli bir kıza istinaden &#8220;Kız kenti&#8221; anlamında Diyar-ı Bikr adıyla anılır. Asur kaynaklarına göre Amidi. Yunan ve Roma kaynaklarına göre ise Amido veya Amida olarak bilinir. Sonraları buraya yerleşen Bekr adlı bir aşiretin yerleşmesi, kente Diyar-ı Bekr adının verilmesine neden olmuştur. Zamanla Diyarbekir&#8217;e dönüşen kentin  ismi 1937 senesinde Cumhuriyetle birlikte Diyarbakır olarak resmiyet kazanmıştır. Kentin iklim şartlarına göre özgün işlemeciliği ve  mimarisi oluşmuştur.Dünya sıralamasında Çin Seddi&#8217;den sonra (2 bin 400 km.), ikinci olarak bilinen Diyarbakır surları etrafında faaliyet gösteren, gümüş kuyumcuları, testiciler, seyyar sakatatçı, geneleksel erkek giysileri, Hindi satıcısı, Topaççı ve topaç oynayan çocuklar, iskemleci, demirci ve makas bileyici, çicek satan kişiler.Benim merhume babaannem Avanosluların Edibeanası kendi deyime ile &#8220;Diyarbekirli idi.Püsküllü&#8217;müzün en zehirli yılanlarını eline alır severdi.Kırık çıkık ve sarılık gibi hastalıkları tedavi ederdi.Halk deyimi ile&#8221;Ocak&#8221;idi.Yoklukta bitkilerden yaptığı merhemlerle,çay çeşitleri ile Nevşehir civarında saygınlık kazanmıştı.Avanoslu merhum Dr. Hacı Nuri bey,Değirmencilerin mucid (Elektirik üreticisi)Mehmet amca en yakın dostları arasında idi.Vatan ve toplum sevgisi her şeyin önünde gelirdi.Babası Nevşehir Askerlik Şubesi Başkanı Yüzbaşı Abdulkadir( Ağabeyim bu ismi onurla taşımıştır.)<br />
Nevşehir Kaledibi&#8217;ndeki o zmanın tabiri ile gayrimüslümanların yaşadığı mahallede yaşadıkları için fransızca dilini de komşularından öğrenmişti.Aile içerisinde telafuzlarımızı düzene sokardı.<br />
Mükemmel bir Türk ve islamiyeti çok iyi bilen Cumhuriyet kadını idi.<br />
Sürekli beraberinde taşıdığı kefenine sarılıp,Askeri törenle gurbette(İzmit Bağçeşme Mezarlığı&#8217;na defnedildi.)çok sevdiği tanrının rahmetine kavuştu.<br />
Günümüzde bu hassasiyet belkide kaybolmuştur!Dul kadınlara elini verir onların kimseye muhtac olmadan geçimlerini sağlardı.Çok çektiği ızdırabı tanrını kendisini sabrını denemek için verdiğine inanalardandı.Daha fazla ızdırap isterdi.Gencliğinde at üzerindecevre köylerdeki hastaları ziyaret eder tanrıdan şifalar dilermiş.Sevgili İsmet Güven abimiz bir gün spor 8yanılmıyorsam Basket oynarken)yaparken kolu kırılır.Yalnız Ankara&#8217;da tedavisi yanlş yapılır.Merhum babası &#8220;Sakar Ahmet&#8221;amca istemiye istemiye babaanneme İsmet ağabeyi getirir.Babaannem kolu tekrar kırar ve yeniden yerine başarı ile tutturur.Kadın olduğu için ve çok şeyleri başkaların daha iyi bildiği için başka şekilde yorumlanır.Ayrıca merhum Hacı Ahmet Güven amcanın da bilgi ve becerisine başvurulan bilhassa hayvanlarla ilgili bakım,hastalık konusunda başlı başına bir uzman (Celep)olduğunu hatırlatmak isterim.<br />
Bu bağlamda;Freiburg&#8217;dan esenlik dileklerimle sevgi dolu selamlar yollamak istiyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>KADINLARIMIZ yazısına meryem tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://huseyinseyfi.wordpress.com/2007/06/03/kadinlarimiz/#comment-19</link>
		<dc:creator>meryem</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Sep 2008 11:33:49 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://huseyinseyfi.wordpress.com/2007/06/03/kadinlarimiz/#comment-19</guid>
		<description>Bu güzel duygular hep ay buluta girince insanın kaleminden dökülüyor</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bu güzel duygular hep ay buluta girince insanın kaleminden dökülüyor</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>KADINLARIMIZ yazısına meryem tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://huseyinseyfi.wordpress.com/2007/06/03/kadinlarimiz/#comment-18</link>
		<dc:creator>meryem</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Sep 2008 11:31:42 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://huseyinseyfi.wordpress.com/2007/06/03/kadinlarimiz/#comment-18</guid>
		<description>Hüseyin Bey,
&quot;Kadınlarımız&quot; başlıklı yazınızı okudum ve kendi çocukluğum gözlerimin önüne geldi.Fedakâr anneler ve kadınlar bu kadar içten anlatılabilir.
Saygılarımla...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hüseyin Bey,<br />
&#8220;Kadınlarımız&#8221; başlıklı yazınızı okudum ve kendi çocukluğum gözlerimin önüne geldi.Fedakâr anneler ve kadınlar bu kadar içten anlatılabilir.<br />
Saygılarımla&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kapadokya&#8217;da Derinkuyu yazısına zehra tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://huseyinseyfi.wordpress.com/2008/05/19/kapadokyada-derinkuyu/#comment-16</link>
		<dc:creator>zehra</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Aug 2008 23:25:41 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://huseyinseyfi.wordpress.com/?p=32#comment-16</guid>
		<description>Bende bu tutkuyla severim Nevşehiri öğretmenliğimin ve hayatımın en güzel 1 yılı gönüllü gittiğim memleketimde Derinkuyuda geçirdim.Ama ne varki arkadaşlarım için sadece mecburi hizmet bölgesiydi;bense sınıfımın penceresinden söğdele dağının görünmesine bile bitmiş durumdaydım.Çevremdekilerle iletişimim ve organizasyonlarımla onlarda çok mutlu günler yaşadı. Şimdi hepsi arar derki mesleğimizin en güzel günleriymiş meğer,çoğu zaman insan mutluluğu kendi yaratır yeterki sevelim tutkuyla,aşkla..
    Daha güzel imkanlarla yazmanız dileğiyle hemşerime başarılar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bende bu tutkuyla severim Nevşehiri öğretmenliğimin ve hayatımın en güzel 1 yılı gönüllü gittiğim memleketimde Derinkuyuda geçirdim.Ama ne varki arkadaşlarım için sadece mecburi hizmet bölgesiydi;bense sınıfımın penceresinden söğdele dağının görünmesine bile bitmiş durumdaydım.Çevremdekilerle iletişimim ve organizasyonlarımla onlarda çok mutlu günler yaşadı. Şimdi hepsi arar derki mesleğimizin en güzel günleriymiş meğer,çoğu zaman insan mutluluğu kendi yaratır yeterki sevelim tutkuyla,aşkla..<br />
    Daha güzel imkanlarla yazmanız dileğiyle hemşerime başarılar</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
