Kapadokya

Standard

                        

     Kapadokya  nedir? Burada kimler yaşar? Özellikleri  nasıldır? Kapadokya’nın hali nicedir?

     Bu sorulara tam yanıt  buraya sığmaz, ciltleri doldurur.

     Kapadokya hakkında  Türkçe yazılan ve çizilenlere bir baktığımızda, büyük bir çoğunluğu birbirine benzer. Birbirlerinden etkilenmenin ötesinde , sanki birbirinin fotokopisidir. Milat öncesi ve Milat sonrası yabancı gezginlerin gezi anılarından, günlüklerinden , kalın çizgilerle tarihin genel hatlarından anlatılır. Bu arada da jeolojik  yapı ; volkanik olay, peri bacalarının oluşması, Hıristiyanlık ve kiliselerle Kapadokya sunulmaya çalışılır.

 .    Çok eski zamanlardan beri devam etmiş kültür birikimi ve potansiyeli barındıran Kapadokya,   eski ve yeni veya iç, dış bölge olmak üzere iki kısımda incelenir. Eski veya dış Kapadokya’nın sınırları geniştir. Yozgat, Tuz Gölü,  Adana, Malatya ve Samsun’a dayanan bir sınırdır. İç veya yeni  Kapadokya için, Bugün Turistik yöre olan ,çoğu Nevşehir ili sınırları içinde yer alan , Aksaray Ihlara’dan başlayıp, Nevşehir Derinkuyu, Kaymaklı, Ürgüp, Avanos, Gülşehir ve Hacıbektaş’ı da kapsayan bir alanı çizebiliriz. Bu alan içinde yer alan kasaba ve köylerle beraber bir çok ören yeri  niteliğinde doğayla iç içe olan yerler  vardır.  

       Kapadokya hakkında  bir sürü yabancı isim ve terim kullanarak konuyu kendi insanımıza anlaşılmaz ve yadırgılaştırmak yerine, insanımızın da haz duyacağı ve anlayacağı hale getirilip sunulması daha yerinde olur. Batılı, zaten kendi kaynağından, kendi kültür yorumundan süzülüp eminerek gelmekte. Burada vurgulanmak istenen kendi halkımıza verilecek, tat ve haz alacağı bilgilerdir.   

       Son zamanlarda bölgeye her seviyeden gelen yerli vatandaşlarımızda büyük artışlar gözlenmektedir. Bu durum,Bölgede iç turizmin canlanmasına yol açmıştır. içeriği ne olursa olsun,  yapılan filmlerin  ve dizilerin çok büyük katkıları olmuştur.

        Kapadokya , tıpkı tüm yurdumuz Anadolu gibi birçok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Bunlardan yazılı belgeler bırakanların en eskisi, Asur ticaret hareketini saymazsak, Hititler’dir.Milat öncesi 1750 yıllarına tarihlenmektedir. !750-1400 arası Hitit krallıklar dönemi,1400- 1200 Hitit imparatorluk dönemi sürerken araya batıdan gelen Frigyalılar girmiş, MÖ. 800 yıllarında Hitit Tabal krallığı olarak Hititler tekrar ortaya çıkmıştır Hacıbektaş- Karaburna, Gülşehir- Gökçetoprak’ta  yazılı kayalar üzerinde Hitit Hiyeroglif yazıları bulunmuştur. Kapadokya’da at beslendiği bu dönem içindeki yazılı belgelerden anlaşılmaktadır. Pers egemenliği hüküm sürmüş( M.Ö 585-334) , Kapadokya krallıklar dönemi (M.Ö 335- M.S .17), Romalılar hakimiyeti (17-395) , Bu tarihten sonra Doğu Roma yani Bizanslılar  ve   1072’den sonra Türk boyları yerleşmeye başlamıştır.      

       Kapadokya,   yer şekillerinin yaşamaya uygun olması ve insanlara hazır barınak imkanı vermesinden dolayı ilkel insana  yaşama alanı olmuştur. Mağaralar , sağlam, güvenli aynı zamanda sağlıklı yaşam yerleridir . Islaklıktan, nemden, rutubetten uzak mağaralar günümüzde bile barınak görevini sürdürmeye devam etmektedir. Yazları serin, kışları ılık olması,  kaya oyukları  insanları her dönemde barınak olarak içine çekmiştir.Bu mağaralar günümüzde  hayvanlar için  hazır birer ağıl, narenciye ve patates için ise, içlerine aynı anda birkaç kamyonun girebileceği koruma depoları olarak kullanılmaktadır.

      Derin kaya oyukları aynı zamanda birer tahıl ürünlerini saklama yerleridir.Güneş alan, nemsiz ortamlarda tahıl muhafaza edilebilmektedir.Sarıhıdır köyünde yaşı üç yüz yılı geçtiği söylenen buğday, hatıra olarak aynı mağarada, aynı yerde saklanmaktadır.

       Kaya oyukları güvercinlerin de barınak yerleridir.Asırlardan beri bölgede bol miktarda güvercin yetiştirildiği bilinir. Arazide, volkanik yapıdan dolayı toprağın verimsiz oluşu, insanları güvercin beslemeye yöneltmiş , tarımda ,özellikle bağcılıkta güvercin gübresi kullanarak toprağı verimli hale getirmeye çalışmışlardır.

     Kapadokya’da bağcılık, buna bağlı olarak şarapçılık gelişmiştir.Ayrıca Nevşehir merkezde büyük bir rakı fabrikası mevcuttur.

    Bölge, yerleşim için gerekli su kaynaklarına her zaman için sahip olmuştur . Pınar ve çeşme başlarına yerleşim alanları kurulmuş, sürekli aynı yerlerde uygarlıkların birbirlerini yok etmesinden dolayı buralarda , kalıntıların üst üste yığılması ile höyükler oluşmuştur. Topaklı, Sarılar, Hacıbektaş kazı yapılan höyüklerdir .

     Höyüklerin dışındaki yaşayan yerleşim birimlerinde bile,  kazılan çoğu yerlerde eski bir mezarla karşılaşılabilir. Her bir gömütün farklı farklı kültürlere sahip olduğu biçim ve şeklinden belli olur. Yüksek, hakim tepelerde küçük yığma kabarcıkların çoğu eski birer mezardır. Ama ne yazık ki, korumadaki imkansızlıklardan dolayı define arayıcılarının delik deşik ettikleri de bilinen gerçektir.Aynı şeyi höyükler için de söyleyebiliriz.

       M.Ö  3000-5000 yıllarına ait olduğu söylenen Gülşehir, Civelek mağarasında birtakım buluntular ele geçirilmiştir. Bu, küçümsenecek bir tarih değildir. Aşağı yukarı 7 000 yıllık bir geçmiş söz konusudur.  

         Kapadokya’da Hıristiyanlığın bir geçmişi olmasının yanında bin yıllık da İslam kültürü

ve geçmişi  olmasına rağmen bu konu, ancak genel  konularda dile getirilmektedir. (Hacıbektaş, Konya törenleri gibi) . Turistik tanıtım amaçlı anlatımlarda Türkler ve İslam kültürüne pek değinilmemektedir. Oysa Hacıbektaş’ı Veli’nin geliş amacı bellidir

         Çok uzun yıllar her iki din mensupları da barış ve dostluk içinde yan yana , omuz omuza birlikte  yaşamışlardır.Başka yörelerde olan din ve ırk  çatışmalarının hiç biri bu yörede görülmemiştir. Bu durum, yakın tarihimize,(1924) mübadele’ye kadar devam etmiştir. Bunun en güzel örneği şimdiki  Zelve, ören yeridir. Hepsi daracık bir vadinin içine toplanmış, bir tarafta kaya kiliselerinden çan sesleri, diğer taraftaki camiden ezan sesi aynı vadinin içinde yankılanmıştır.

         Kapadokya, tarihi İpek Yolu kavşağında bulunması nedeni ile buradaki Kervan Hanları ayrı bir önem göstermektedir. Hanların her birinin aralarında 45-50 km uzaklık vardır. Bu da o günlerin şartları ile bir günlük yol demektir.Hanlar, Selçuklu Türkleri zamanında konaklama ve ihtiyaç giderme yerleri olarak yapılmıştır. Bunlardan Avanos’a 5 km. uzaklıkta olan Sarıhan aslına sadık kalınarak onarılmış, dimdik eskisi gibi ayakta durmaktadır.            

     Kapadokya, baştan başa kaya kiliseleri ile doludur. Zamanı içinde Hıristiyanlık dininin dünyaya yayılma ve öğreti MERKEZİ olarak Kapadokya düşünülebilir.        

Bölgeye çeşitli tarihlerde gelen araştırmacı gezginlerden bazıları , kim kimi Hıristiyan yaptı, kimler müslümandı, kimler Hıristiyan oldu diyerek halkın ne kadar birbirine kaynaşmış olduğunu belirtmişler ,  ayrıca Hıristiyan olan halkın Rumca bilmediğini , veya bir kısmının pat çat bildiklerini, onların esasında Hıristiyanlaşan birer Türk olabileceklerini söyleyen ve 1802- 1871 yılları arasında yaşamış, Fransız arkeolog ve gezgin Charles Texier’dir

             Katpatuka, Kapatuka  isimlerinin anlamları üstüne farklı görüşler ileri sürülmektedir. Pers, Fars dilinde güzel atlar diyarı anlamına geldiği söylenmektedir.Dağlık yöreleri hariç tutarsak, Anadolumuz baştan başa at beslemeye uygundur At, insana en yakın hayvanlardan biridir. Çalışkan, vefalı , sadık, ve uysaldır. Mağaralarda, kayalarda, bağlık, bahçelik ve çoğu kumsal arazide , ordulara yetecek kadar at beslemek olası mıdır?   Arazi yapısından dolayı hala at ile çiftçilik yapanlar vardır. Öküzden sonra ,  gelişim içinde at ile çalışma uzun bir süre  devam etmiştir. Diğer bir görüş Kırıkkale yakınlarında bulunan Delice ırmağının eski adının Kapados olmasından dolayı bu ismin verilebileceği  konu edilmektedir..

          Kapadokya insanı, tipik bozkır insanının özelliklerini gösterir; sabırlı, dayanıklı, çalışkan, bağlı ve tutumlu bir yapıya sahiptir.Kıraç toprağın ve bozkırın vermiş olduğu bir cana yakınlığı ve sıcaklığı vardır. Son zamanlardaki çarpık değişim yavaş yavaş bu insanları

 da etkilemeye başlamıştır. Turizmin ve ticaretin getirdiği çıkar ilişkilerine dayanan davranışlar görünse de karşılıksız hizmet ve konukseverlik her yerde göze çarpar. Bölgenin yol üstü, uğrak yeri olması nedeni ile çeşitli karakterlerden etkilenmiş olması ona ayrı bir zenginlik kaynağı olmuştur. Gelişmiş batı şehirlerindeki kültürel fırsat ortamı bulunmamakla birlikte Kayseri bu işlevi yerine getirebilecek kapasitededir.

          Yörenin doğal yapısı her geçen gün bozulmakta, çarpık yapılaşmanın her türlü önleme rağmen önüne geçilememektedir. Özellikle yerel yönetimler, bu  konuda eş , dost,seçmen karşısında tarafsızlılıklarını yitirebilmektedirler. Ülkesini bilinçli sevme, özünden bir şeyler verip, bir şeyler katma ülkemiz insanının sorunu gözükmektedir.

           Yörede birbirinden ilginç görünümlü yürüyüş vadileri vardır. Vadilerin ilkelliği ve vahşiliğine şimdilik dokunan olmasa da bazı yerlere bilinçsizce döşenen parke taş döşemelerinin  başlaması çevre severleri ürkütmektedir.Zaman içinde bölgenin en güzel, en meşhur büyüsünün  insan eliyle bozulmaya başladığının belirtileri görünmeye başlamıştır. Esasında doğa ve çevreyi koruma işi , bir potansiyel bilgi ve güç birikimidir. Sanat ruhu ve sanat zevki , anlayışı ile biriken bir güçtür bu. Yerel ve merkezi yöneticilerin özellikleri bu bakımdan çok önemlidir.

       Bölgeye ilk gezi tadımlık sonrakiler bir tutkudur. Her sefer, her adım, her bakış, hep  aynı noktaya olsa bile, her zaman daima yeni şeyler görülür, yeni şeyler keşfedilir. (c)

       HÜSEYİN SEYFİ,  Avanos       

Reklamlar

About huseyinseyfi

1953 yılında Nevşehir ilinin güzel köyü Köşektaş'ta doğmuşum. Çocukluğum her köy çocuğu gibi doğayla iç içe geçti. Öğretmenlik yapmaktayım. Ürün yayınlarından çıkan "Gün Sürüyor Yıldızlar" isimli şiir kitabım var. Yazı çalışmalarına sürekli devam ediyorum. Çanakkale, Kapadokya özel ilgi alanlarımdır.Öykü ve roman kitapları oluşturmaya uğraşıyorum. Eski uygarlıkları okumayı seviyorum. güzel ülkemi gezmek ,tanımak en büyük tutkumdur.Bilen kişilerle sohbet etmekten çok büyük haz duyarım.

3 responses »

  1. Merhaba Hüseyin ağabey!

    Sanat Köşeni gezdim ve çok beğendim. İçerik ve dizayn olarak çok özenli ve itinalıca hazırlanmış bir sayfa, ellerine sağlık. Çalışmalarını izlemek için bu köşene ara sıra yine uğrayayacağım.

    Başarılarıyın devamını dilerim, kolay gelsin!
    Lütfullah Çetin, Almanya

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s