KADINLARIMIZ

Standard

        Mutluluğu gönlünde yaşayan ,içindeki bahar çiçekleri hiç solmayan kadınlar. 

        Örf ve törelerin etkisiyle   ”Çoluk çocuk hatırı için.” dertlerini , mutsuzluğunu  içine atan kadınlar.

        İç dünyasında hiç bahar rüzgarı esmeyen kadınlar.

        Mutsuzluğun temel nedenlerinden biri, toplumun paylaşım ve özveri duygularının körelmesidir.Bireysel yaşamın ön plana çıkmasıyla insanlar mutsuz olmaya başlamıştır.

         Kadın vardır, mutludur. Şansından mıdır?  Becerisinden midir? Kimse nedenini  bilemez.Bahar rüzgarları ile doğar, bahar rüzgarları ile yaşar.

          Bir eli yağda, bir eli balda olan, bir dediği iki olmayan kadınlar.    

          Kuşkusuz aynı şeyler erkekler için de geçerlidir. 

          Daha birçok karakter çizilebilir.Mızmızcılar, dedikoducular, kıskançlar, her zaman gönlü yüksekte uçanlar, çalışkanlar, tembeller, işgüzarlar, hükmedenler, çok bilmişler…gibi.  

          Buraya , çoğu kırsal yörelerde hala var olan, kadın tipinin olağan programını, gerçeğine sadık kalarak kısaca çizmeye çalışacağım;

          Sabahları altı sularında kalkış. Büyük ve küçük baş hayvanların temizlik ve bakımlarından sonra,  çevre temizliği (Buna kapı önü süpürme denir.) .İneği sığıra salma. Çeşmeye birkaç kez giderek eve testi veya kovalarla elde su taşıma.Su taşırken, kış mevsiminin beyaz ayazlarında soğuktan kıpkırmızı olan kadın elleri. Sonra ateşe çay, çorba koyarak ev halkına kahvaltı hazırlama. Çocukların üstünü başını giydirme, karınlarını doyurarak onları okula, eşin işi varsa onu  işe, yoksa kahveye veya köy odasına gönderme. Arkasından ortalığı derleyip toplama; bulaşık, çamaşır işleri.  ( Çamaşırlar elde yıkanır.)

          Mevsime göre tarla, bağ, bahçe işleri ; gidilecek arazi, yaya  olarak bazen bir saat gidiş, bir saat geliş sürebilir. Tarlada çapa, bel, ekin işleme, yığın yığma, hasat yapma gibi işler . Sonra eve dönüş. Akşam yemeği telaşı, yine inek, koyun kuzu işleri. Evde devam eden rutin  işler. Arkasından gece, çocukların tek tek yatırılması. Yatak yorgan taşınması, serilmesi, yatakların yapılması. ( Ağır yün yataklar, her biri onar ,on beşer kilo.)

         Bunlarla birlikte geçim sıkıntısı. Ekmek, aş ihtiyacı. Giyecek, yiyecek darlığı.

         Kış hazırlıkları . Un öğütme, ekmek yapma, bulgur yapma, yakacaklar.v.s

         Günde ortalama, on kez köy çeşmesinden eve su taşıma, en yorucu işlerin başında gelir. 

         Bir de ceviz kabuğunu doldurmayan nedenlerden dolayı tekme tokat dayak yeme olağan sayılır.

         Tüm bunları yaşamış, sonunda  tek başına kalmış bir örnekle buluşmamı buraya aktarmak istiyorum;

         Fatma Kadın, seksen yıllık bir ömür geçirmiş, eşi yurt dışında tam otuz yıl işçi olarak çalışmış çoluk çocuk için. Birlikte dayanmışlar hasrete. Ama sonunda başarmışlar, çocukları okutmuşlar. “Şimdi her biri, bir tarafta memur.”  

         Fatma Kadın ,  “ çocukların babasını”   iki yıl önce kaybedince yapayalnız kalmış .

        “ Hani evlatlar, hani torunlar? Yer demir, gök bakır. Gece yarısı uyandım yapayalnız. Bir büyük ağrı yapıştı kafama. Telefon var etmesini bilemem, araba var sürmesini bilemem. Konu komşu ne yapsın? Senin derdinle uğraşacak değiller ya. Dolan dur koca evin içinde tek başına  sabaha kadar.Ölsen kimsenin haberi yok. Yalnızlık yalnızlık. Arkadaş olsun diye televizyonu açıyorum . Programlar büyük bir üzüntü kaynağı. Her zaman acı, her zaman üzüntü.  Televizyonlar, üzüntümüz üstüne efkar katıyor.Yalnızlık çok korkunç. Torunlar gelmez, gelinler gelmez. Evlatlardan umut kesik, canları sağolsun. “

         O kadınlarımız, hastalanmaya bile hakları olmayan, sofraya, kendi kurdukları  sofraya çekinerek oturan ve oradan da ,yarı aç kalkan,  bunlara rağmen yine de mutlu görünen kadınlarımız. Bilmem ,bizleri affedebilecekler mi acaba ?  (c) Hüseyin Seyfi

Reklamlar

About huseyinseyfi

1953 yılında Nevşehir ilinin güzel köyü Köşektaş'ta doğmuşum. Çocukluğum her köy çocuğu gibi doğayla iç içe geçti. Öğretmenlik yapmaktayım. Ürün yayınlarından çıkan "Gün Sürüyor Yıldızlar" isimli şiir kitabım var. Yazı çalışmalarına sürekli devam ediyorum. Çanakkale, Kapadokya özel ilgi alanlarımdır.Öykü ve roman kitapları oluşturmaya uğraşıyorum. Eski uygarlıkları okumayı seviyorum. güzel ülkemi gezmek ,tanımak en büyük tutkumdur.Bilen kişilerle sohbet etmekten çok büyük haz duyarım.

4 responses »

  1. Hüseyin Bey,
    “Kadınlarımız” başlıklı yazınızı okudum ve kendi çocukluğum gözlerimin önüne geldi.Fedakâr anneler ve kadınlar bu kadar içten anlatılabilir.
    Saygılarımla…

  2. Agbeycigim

    Anadolu kadinin bizim cocukluk yillarinda yasadiklarinin bir özeti ve o kadinlar yasadiklari zor kosullara ragmen, düsünen sorgulayan, özgür bireyler yetistirebildiler. O dönemdeki toplumsal mücadele icerisinde olanlarin kimliklerine baktigimizda arkalarinda andolu kadinin emegini görürüz.Sanirim onlar kendilerinin özgürlesmemis olmanin ezikligini, bizlere yansitmamak icin caba sarfedip bizleri özgür birer bireyler olmamizi saglamanin yaninda toplumsal özgürlüge katgida bulunmanin bilincinin temelini atmislardir. Onlar yalnizligi, yalniz kalmayi hic haketmeiler diye düsünüyorum.
    Bizler kadinlarimizi özgürlestirmeden özgür Toplum yaratamiyacagiz
    Saygilarimla

  3. Gastamonu’lu Turhan Hoca Amerika’da
    Pazartesi, 29 Aralık 2008
    Gastamonu da deri günü ağşamı Püsgöüt Şabanınan laflayayken benim telefon gine çaldı. Telefonu açduğumda mektep arkadaşı Garaoğlan Obamanın sesi değil mi? Şaşumadım dersem yalan olu.Hemen sordum.
    _ Ne va lan neydiyosun, epeydü habar alamadım senden dedim. Bizim Garaoğlan ecük teleşeli cevap vedi.
    _ Hocam sorma, Amerikaya başgan olacayın emme sana danışacağım bi mesele va. Hemen Amerikaya gelmen ilazım, demez mi?
    Bu kelez Garaoğlan mektepdede bensüz sınıf geçemezdi. Tarih dersinden yazulu olayken hep bana baka gopya çekedi. Sona da yakalanu eşek sudan gelene gada zopa yirdi.
    Bak yalan söylemeyon
    Emme zartayıda atarın.

    Hemen püsgöüt Şabana müsadeginen benim Amerikaya gitmem ilazım dedim teyyereye bindüğüm gibi ve elini Amerika.
    Teyyereden iner immez yanıbaşıma zıranga gibi gapgara iki tene herif yanaşdı. “Hocam hoş geldin bizinen geliyosun” dedile bende dakıldım arkalarına vaduk Obama’nın evine.
    Obama’nın garısı sacı gapamış hamuru yuğurmuş bana bi etli ekmek yapmış emme yol yorgunluğuna da sardı hee.
    Bak yalan söylemeyon
    Emme zartayıda atarın.
    Neyse hoş beşden sona bizim Obama derdini açtı bana. Hocam dedi.
    _Sıkıntum şu biliyon başganlığa aday oldum emme ne edip edip, buradaki Müslümanların oyunu almam ilazım bunun için ne yapabülürün. Ocağına düşdüm bana bi akıl ve dedi. Sonada yüzüme iki yaşlı bıza gibi mel mel bakmaya başladı. Gendü gendüme güldüm. “Bu gada basit bi iş içün beni çağırmış” Sona omuzuna sertçe dokundum, bizim Garaoğlan Obama 5.4 böyüklüğünde derprem olmuş gibi sallandı.
    _ Bu mu seni düşündüren mesele bende böyük bi iş va sandım. Bu iş çok golay Obama deyince Obama’nın gözleri fal daşı gibi açıldı. Şartolsun bizim damdaki eşeğin gözleri Obamanınkinin yanında mercimek gibi galu. O derece gözleri böyüdü seviçden.
    Bak yalan söylemeyon
    Emme zartayıda atarın
    Bak o gara gulaklarını aç beni iyi diyne dedim.
    _Obama aman hocam elini ayağını öpüyün benim başganlık senin veyceğin akıla galdı ne dersen onu yapacayın Deye yalvarmaya başladı.

    1
    Allah biliya ya bu gada yalvarmasına da gızmadım değil.
    _ Sus lan dedim, bu gada yalakalığa gerek yok vereceğimiz 250 gram bi akıl sus sus deye neyle bağırdımısa garısı sacda ekmekleri yakmış.
    Neyse gelelim işin özüne
    _ Bak Obama şindi beni iyi diyne Müslümanları toplaycaysın bi yere sedece benim didem de müslümanıdı deyceysin hepsi bu gada.
    Obama şaşgun ördek gibi yüzüme baka galdı sona dili çözülüvedi.
    _ Hocam hepsi bu gada mı bu iki kelama ganamı müslümanla demez mi.
    Gine gızdım Obama’ya gafasına bi gaç kere tıklama vurdum.
    _ Gafanı çaluşdu Türkiyede de böyle olmayamu e salak dedim.
    Obama ecük düşündü sona elimi öpüp “Doğru be hocam ben işin bu gada golay olduğunu düşünemedim. Aman hocam sana vatandaşlık hakkı verelim gal burda” demez mi, İşde o zaman fes gafamdan çıkdı.
    _ Bak Obama ben buraya arkadaşlığın hatırına geldim Turhan hocayı başga hocalarınan garuşduma. Ben Amerikan vatandaşı olmak içün, Amerikaya hizmet edeceyin deye yemin edecek gada imansuz deyiliyin dedim. Yerimden ok gibi fırladım ısmarladuk bile demeden o zıranga gibi heriflere “Götürün lan beni teyyerenin yanına” dedim. Teyyereye neyle bindüğümü bilmeyon bi helmede gelmişiyin Gastamonuya.
    Bak yalan söylemedim
    Emme zartayıda atdım.

    SONUÇ NE OLDU
    1) Obama benim vedüğüm aklınan başgan oldu.
    2) En kötüsü bundan sona oldu
    a) Türk devleti bize bakmaya fakırıyüz deyen coğrafyanın insanları Obama içün 41 goyun kesdile, Goyunların ganlarını da alınlarına sürüp teze gelin gibi gırışdıla.
    b) Öte yanda aydınıyuz Cumhuriyetciyüz deyen bir başka coğrafyanın insanları baston yapıp Obamaya gönderme yarışına girdile. Şindi de onla basdon yutmuş gibi gırışıyala.
    c) En vahimi Ülkemizi seviyoz deye bağıran bir başka coğrafyanın insanları ise Gangal köpeyi gönderdile.
    Yorumu siz yapın. Durum bu merkezde.

    Turhan YILMAZ

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s