Monthly Archives: Ocak 2012

Okullarda disiplin sorunu

Standard

 

Son yıllarda okullarda daha sağlıklı, daha özgür ortamlarda eğitim öğretim yapılacağı düşünülürken, tersine, disiplin kurallarına uyulmadığı, ders esnasında bazı  öğrencilerin sınıf havasını bozdukları, huzursuz kıldıkları ve dersin akıcılığına engel oldukları yönünde.

Toplumdaki çarpık değişimin getirdiği yozlaşma, başta ebeveynler olmak üzere çoğu öğrencileri etkilemekte ve onları en küçük konularda bile şiddete yöneltmektedir.

Şiddetin var olduğu her yerde olan yıkım, eğitim alanında da aynı sonucu göstereceğine kuşku yok.

Okullarda , vurma, itme, düşürme gibi doğrudan fiziksel şiddetler olabildiği gibi, tehdit, korkutma yıldırma, sindirme, bağırıp çağırma, küfür, aşağılama, yalnız bırakma gibi duygusal şiddetler de olabiliyor.

Şiddet  çoğunlukla çevreden kaynaklı. Çevrenin içinde en başta aile yer alıyor. Ailesinde sevgisiz büyüyen, şiddete tanık olan çocuk şiddete meyilli oluyor.

Aile içinde kavga, alkol, anne baba ayrılıkları, sosyo ekonomik durumda ani düşüşler çocukta şiddet, kin ve nefret duygularını kamçılıyor.

Bazı ailelerin, öğrenci ve okul arasında geçen aslında eğitim açısından değersiz veya çok küçük, fakat çocuğun abartarak anlattığı  konularda, çocuğunu koruma duygusu içinde hışım ve sinirle okula gelmesi, çocuğun gözü önünde okul idaresi veya öğretmenle tartışması,  tehdit etmesi, çocukta kurallara karşı negatif duyguların gelişmesine neden olmakta, öğrenci en değersiz olayda bile velisinin müdahalesini istemekte, sonuçta eğitime müdahale olmaktadır. Bazen böylesi bir olay siyasi boyutlar bile kazanabilmekte ve eğitimci üzerine gereksiz psikolojik baskılar getirebilmektedir. Bu nedenle son zamanlarda  ilgililerce, “neme lazımcılık, durumu idare etme, gelen ağam giden paşam, işimi yaparım anlayan anlar anlamayandan bana ne, bana değmeyen yılan bin yaşasın”  tutum ve davranışları gözlenebilmektedir.

Hemen hemen her gün şiddet haberlerinin verildiği, şiddet içeren filmlerin gösterildiği ülkemizde çocuklar olumsuz etkilenmektedir.

Giderek artan bir şekilde, öğrenci ile öğrenci- öğretmen ile öğrenci arasındaki ilişkilerde olması gerekenin ötesinde uyumsuzluklar ortaya çıkmaktadır.

Disiplin, kısaca kurallara uyumu sağlama çabasıdır.

Kurallara uyma davranışını gösteremeyen çocuklara nasıl davranış sergileneceği tartışma konusudur.

Davranış değişikliği öğrenme ve güvene dayalı olarak farklı süre içinde gerçekleşir.

Eğitim içinde disiplin, örnek davranışlarla gerçekleştirilebilir.

Çocuk karakter ve mizacı gelmiş olduğu çevreye ve genetik özelliğe bağlı olarak farklı farklıdır. Bu farklılıklar göz önünde bulundurularak disiplin uygulanır.

Uygulanacak yöntem ödül ve cezadır. Sevgi, teşvik, özendirme, dikkat çekme, mahrum bırakma, yeteneğini ortaya çıkarma gibi basit yöntemler buna dahildir.

Eğitim içinde, olumsuz bir davranışın cezalandırılması, olumlu bir davranışın da ödüllendirilmesi bilenen yöntemlerdir. Burada bilinmesi gereken ceza ve ödülün nasıl ve ne zaman olacağıdır.

Ödül ve cezanın davranışla desteklenmesi amaca ulaşmada etkili olacaktır.

Cezaya, ses tonu, bakış, sevdiği şeylerden mahrum bırakma, uyarma, davranış yanlışlığını anlatma gibi örnekler verilebilir. Burada yapılacak iş, eğitimcilerin ve yöneticilerin kendi aralarında iş birliği yaparak problemli çocuğa tutarlı bir şekilde aynı davranışı gösterme becerisini sergileyebilmeleridir. Bu işbirliğine velilerin de katılarak belli bir zaman diliminde sürekli davranış değerlendirmesi yapılması, önlemlerin birlikte alınması olumlu sonuçlar kazandırabilir.

Sınıflarda bulunabilecek bir iki problemli çocuk, tüm sınıfı kaynatabilmekte eğitimde verimi yarı yarıya düşürebilmekte ve diğer çocukların dersi izlemelerine, derse odaklaşmalarına ve dersi anlamalarına engel olabilmektedir. Öğretmenin sözlü olarak uyarmaları yarar sağlamamaktadır. Böyle çocuklara profesyonel  rehberlik gerektiği düşünülse bile onların da nicelik ve nitelik yönünden yeterlilikleri, uzmanlıkları  tartışılabilir.

Sokaktaki şiddet ve uyumsuzlukların, hırsızlıkların, adam öldürme yaralamaların, tecavüzlerin kökeninde ve büyük bir oranda, İlköğretim eğitimindeki çarpıklıkların neden olduğu söylenebilir.

İyi bir gözlem yeteneğine sahip bir eğitimci çocuğun üzerinde geleceği tahmin edebilir. Negatif tahminlerde, ne yazık ki eğitimcinin tek başına yapabileceği bir şey yok. Sorun programda da değil.

Ana sorun, konu üzerine olması gereken birimlerin eksikliği veya mevcutların yetersizliği.

Okullarda disiplin sorunu, sokakta şiddet, gasp, tecavüz, yaşamda kurallara uyumsuzluk gittikçe büyüyen problemler.

Çözüm, değiştirilebilen bir sistem içinde, okul eksenli başta aile eğitimi ve eğitimci yeterliliği.

“Öğretmenlik,  düzgün sıralarında oturan bir sınıfın önünde durup sadece ders vermek olsaydı herhalde dünyanın en kolay mesleği olurdu.” Hüseyin Seyfi

Reklamlar

Yaşam süresine dair ipuçları

Standard

“Universty College London” un ortaya koyduğu bilimsel araştırmalardan, el sıkma veya tokalaşma sırasında gösterilebilen güç ve kuvvet yaşlı insanlar arasında karşılaştırılıyor, özellikle yaşı ilerlemiş insanların geriye kalan yaşam süresi hakkında belli ip uçları verebildiği gözleniyor.
British Medical Journal raporuna göre de, 60 yaş üstü insanların, koltuk veya sandalyeden dengeli ve hızlı kalkabilme yeteneği uzun yaşamın muhtemel bir belirtisi olarak görülüyor.
Benzer testlerle doktorlar tarafından riskli görülen hastaların kontrol altında tutulmaları umuluyor.
Araştırma; Hastane ve bakım evlerinin dışında, toplum içinde normal yaşam süren yaşlılar üzerinde, 60 yaş üstü insanlarda gözleniyor.
 Araştırmaya göre, bir nesneyi zayıf kavrayanlar, güçlü kavrayanlara nazaran %67 fazla ölüm riski taşıyor. Örnek verilecek olursa, tokalaşma sırasındaki sergilenen güç, o kişinin uzun yaşayacağının işareti.

 Bu örneğe benzer diğer bir araştırmada, hızlı yürüyenler yavaş yürüyenlere göre üç kez, koltuk veya sandalyeden çevik kalkan, yavaş kalkana göre iki kat daha uzun yaşıyor.
Aynı kategoride, tek ayak üstüne dengeli durabilmek ölüm riskini , o yeteneği gösteremeyene göre düşürüyor. Araştırma, bir nesneyi kavrama, tutma gücü, gençlerde bile yaşam sağlığı ile ilgili gösterge sayılıyor.
Sonuç olarak araştırma, insan için sporun ne kadar yaşamsal bir öneme sahip olduğunu ortaya bir kez daha ortaya koymuş oluyor.Hüseyin Seyfi