Monthly Archives: Mart 2012

Almanya’da Müslüman yabancılar üstüne sosyolojik bir araştırma

Standard

Alman SPIEGEL , Müslüman yabancılar üzerine üç Üniversitenin katılmış olduğu ve 760 sayfa tutan bir araştırmanın altı çizilen bazı bölümleri yayınlandı. Yayınlanan bölümlere göre konu, ayrışma ve entegrasyon-bütünleşme. Yüz yüze , anket, telefon görüşmeleri ile birlikte gazete arşivlerinden de yararlanılan geniş kapsamlı araştırma İçişleri Bakanlığına sunuldu.

Alman İçişleri Bakanı, Bild’e verdiği demeçte, Almanların yabancıların kimliğine, orijin ve kültürüne saygılı olduklarını ancak otoriter, anti demokrat ve fanatik dindarlığın Almanya’ya ithal edilmesini kabul etmeyeceklerini vurgulayarak, özgürlük ve demokrasiye karşı çıkanların geleceklerinin olmadığını belirtti.

 

Elde edilen sonuçlardan rasgele ilgimi çeken bazı satırbaşları şöyle:

Alman vatandaşlığına geçen Müslümanlar bile, çoğu Alman’ın kendilerini terörist olarak gördüklerini söylüyor.

Alman vatandaşlığına geçmemiş, 24 ile 32 yaş arası göçmen Müslümanların %24’ü bütünleşme- entegrasyon fikrine büyük direnç gösteriyor.

Alman pasaportuna sahip olmayan her dört gençten biri entegrasyonu reddediyor.

Müslüman çoğunluğu Alman toplumunun bir parçası. Gençliğin %25’i bu konuda sorun yaşıyor. Bu konuda önlem alınmazsa davranış ilerde şiddete dönüşebilir. Çünkü sosyal politikaların başarısızlığı yüzünden anti demokratik duygularla birlikte şiddet eğilimleri artıyor.

Din, nadiren radikalleşme nedeni. Çok az Müslüman göçmen İslamı radikal yorumluyor.

Almanya’daki göçmenler kendilerini evlerinde gibi mi hissediyorlar ve Alman kültürünün bir parçası olmak için hazırlar mı?

Yapılan araştırmaya göre, %20 azınlık entegrasyona ve Batı kültürüne derin bir kuşku ile bakıyor.

Kendine rehber arayan gençler Salafi imamlarının ağına düşüyor. Bunu anlamı şiddetle buluşmanın ilk adımı olarak yorumlanıyor.(Salafi: İslamı katı kurallarla-radikal yorumlayan)

10 yıldan beri çalışma ve araştırmaları yayınlanan toplum bilimcisi Wilhelm Heitmeyer, son araştırmayı SPIEGEL dergisine değerlendirmiş, çok kısa özetle,

Sosyal bölümeler toplum duyarlılığını aşındırıyor ve toplumu zehirliyor. Sosyal ayrışmalar özellikle dezavantajlı gruplar- yoksullar, engelliler, evsizler, işsizler için tehlikeli. Sosyal ve ekonomik dengesizlikler, toplumdan altgrupların dışlanmasını getiriyor.

Yabancı ayrımcılığı düşmanlıkları körüklüyor. Özellikle 60 yaş üstü gruplarda bu eğilim var.  Yaşlıların inanırlılığı gençler arasında fazla olduğundan yabancı düşmanlığı üzerine, yaşlılar gençleri bir anlamda tahrik etmiş oluyor.

10 yıl öncesine göre bugün toplum daha fazla bölünmüş durumda. Bilhassa 2008 ekonomik krizinden sonra işsizliğin artması ile birlikte yabancı düşmanlığı, ırkçılık, kötüleme karalama tekrar yükselişe geçti.

Toplumun %92’si zengini daha zengin, fakirin daha fakirleştiğini düşünüyor.

Müslümanlara karşı kuşkulu yaklaşan ve onlara karşı düşmanca duygular besleyen, yapılan bir ankete katılan Almanların 52’si Müslümanların yoğun yaşadığı semtlere gitmekten çekiniyor. Bu düşüncede olanlarda yedi yıl öncesine göre %6 artış gözleniyor.

11 Eylül 2001 olayı ve ekonomik krizler düşmanlığı körükledi. Böyle olaylar toplumu sinirli ve gergin kılıyor.

İnsanları tekrar birbirine yakınlaştırmak için, sosyal dengesizliği iyileştirmek, tüm insanlar arasındaki eşitsizliği belli bir seviyeye getirmek gerekiyor. Eşitlik insanlarda duygusal ve fiziksel bütünlüğü getirir.

Merdivenin en tepesindeki ile en altındaki fark büyük. Durum böyle olunca en alttakinin haysiyet ve itibarı ne kadardır? Almanya’da insan şeref ve haysiyeti en yüce değer olarak görülür ve ona dokunulmazdı. Bundan sonra bu gidişle bu yüce değer aşınacak gibi…

Hüseyin Seyfi

Kaynak: SPIEGEL online.com

Reklamlar