İç savaş açlık sefalet

Standard

 

 

Doğduğun, büyüdüğün, yaşadığın kendi ülkende “başını alıp gitmek” duygusunu yaşamayanlar o duyguyu anlayabilirler mi?

Canından çok sevdiğin ülkenden göçmek zorunda kalmanın insana vereceği ıstırap hayal edilebilir mi?

Ya da, bir başka ülkeye sürgün gitmenin acısı nasıldır acaba?

Kavganın içindekiler, kavganın sonunun olmadığını görüyor. Tarafların birbirine boyun eğdireceği şartlarını kabul ettireceği durum şimdilik görünmüyor. Tarafların  ilahlaştırdığı liderler. Ülkenin geldiği duruma  üzülenler,  kayıtsız kalan tuzu kuru, ya da ahmak yurttaşlara şaşıyorlar. Nasıl üzülmesinler, nasıl yanmasınlar ki; nereden ve nasıl geleceği belli olmayan patlamalar. Yıkılan ve harabeye dönmüş evler. Ölenler, yaralananlar. Kimsesiz kalan çocuklar. Sokaklarda yığın yığın çöpler. Pazarda yükselen fiyatlar. Rüşvet ve yolsuzluklar. Açlık ve sefalet. Ve kuruyan umutları yeşertecek taraflarda gevşeme emaresinin olmayışı. İki yanı karanlık bir dünya, koca bir çıkmaz.

Bahar’ı yaşamış ve yaşamakta olan ülkelerden hangisinin durumu yukarıda anlatmaya çalıştığım durumdan farklı? Her gün yerli ve yabancı gazetelerden- medyadan okuduğumuz, izlediğimiz olaylar. Tunus, Libya, Mısır, Suriye, Irak ve diğerleri…

Bahardan sonra değişen ne?

 Sonuç daha kötü. Anayasal monarşiler, baskılar, zulümler ve kan.

Ortadoğu’nun yeniden dizayn edilmek istenmesine, eski lider veya rejimlerin baskıcı- otoriter tutum ve davranışları fırsat verdi. Yolsuzluk, rüşvet, baskı ve zulüm içinde kışkırtılmaya hazır olan halk, kışkırtıldı ve ayaklandı.

Ülkemizde de etnik ve siyasi gruplar arasında keskin ayrışma, ayrışmayı körükleme ve kışkırtmalarla geçen zaman içinde daha belirginleşiyor. “Durumunu devam ettirmek için  otokrat liderler halkı kutuplaştır” diyor toplum bilimciler.

 Şiddet, Demokles’in kılıcı tepemizde.Tehditler korku salmalar, “ben gidersem…ben gelirsem…”

Ortadoğu ve İslam tarihçisi  Bernard Lewis, Arap Baharları sırasında, kendisi ile yapılan bir röportajda,  Ortadoğu’da İran dahil, bazı ülkeleri değerlendirirken, “Türkiye’de gidişat tekrar İslam’a yöneldi. Ekonomi, iş dünyası,  akademik toplum, medya, yargı gibi cumhuriyet rejiminin kaleleri hükümet tarafından bir biri arkasına  teslim alınıyor. On yıl içinde İran ve Türkiye yerlerini değiştirebilirler.”

 Kimlik ve politik merkezinin olmadığı,  inanmış insanlar ve ulusların desteklediği, tarafların istediklerini elde edinceye veya isteklerinden  vazgeçinceye kadar devam edecek İslam köktenciliğinin yayılmasına dikkat çeken Bernard Lewis’in, Nisan 2011’de, iki buçuk yıl önce yayınlanan bu röportaj hiçbir muhteremin dikkatini çekmedi mi acaba?  Hüseyin SEYFİ

Reklamlar

About huseyinseyfi

1953 yılında Nevşehir ilinin güzel köyü Köşektaş'ta doğmuşum. Çocukluğum her köy çocuğu gibi doğayla iç içe geçti. Öğretmenlik yapmaktayım. Ürün yayınlarından çıkan "Gün Sürüyor Yıldızlar" isimli şiir kitabım var. Yazı çalışmalarına sürekli devam ediyorum. Çanakkale, Kapadokya özel ilgi alanlarımdır.Öykü ve roman kitapları oluşturmaya uğraşıyorum. Eski uygarlıkları okumayı seviyorum. güzel ülkemi gezmek ,tanımak en büyük tutkumdur.Bilen kişilerle sohbet etmekten çok büyük haz duyarım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s