Author Archives: huseyinseyfi

About huseyinseyfi

1953 yılında Nevşehir ilinin güzel köyü Köşektaş'ta doğmuşum. Çocukluğum her köy çocuğu gibi doğayla iç içe geçti. Öğretmenlik yapmaktayım. Ürün yayınlarından çıkan "Gün Sürüyor Yıldızlar" isimli şiir kitabım var. Yazı çalışmalarına sürekli devam ediyorum. Çanakkale, Kapadokya özel ilgi alanlarımdır.Öykü ve roman kitapları oluşturmaya uğraşıyorum. Eski uygarlıkları okumayı seviyorum. güzel ülkemi gezmek ,tanımak en büyük tutkumdur.Bilen kişilerle sohbet etmekten çok büyük haz duyarım.

Yeni Yıl ve Gençlik

Standard

 

Yeni yılın ilk gününü Kapadokya’da karlı umanlar havasını aldı. Bahardan kalma bir hava var. Kapadokya’da Peribacaları kış mevsimlerinde kar altında bir başka görünür. O görünümü çoğu kişi beyaz gelinlik giyinmiş geline benzetir. Kapadokya kışın güneşli günlerde de güzeldir.Yeter ki güzelliğine dokunan olmasın!

Yeni Yıla umutlarla giriliyor. Her yıl yeni bir başlangıç, tıpkı her yeni gün gibi. Geçen zamanın değerlendirmesini yapmak ve yeni zamana değişik hayallerle koşabilmek insana yaşama sevinci veriyor. İnsan için, zaman  durmadan tükenen bir kavram ya da algı. Doğum, çocukluk, gençlik, orta yaş ve yaşlılık. İnsan kendi doğumunu bilmiyor. Çocukluk ve gençlik en tatlı ve en güzel bir çağ olarak biliniyor.  Çocukluk ve gençliği yoksulluk , sefalet içinde geçenler bu çağa iyi geçti diyemez herhalde. Zaman değişiyor. Zamanla birlikte tutum ve davranışlar, egolar da değişiyor. Aynı kalacak değil ya.

Gençliği, onların dışında en iyi kim anlayabilir? Kuşkusuz onlarla zaman içinde birlikte olanlar. Bana göre gençliği anlayacak olanlar öğretmenler, öğretim görevlileridir.

Gençlik ya da yeni nesil  hızlı bir değişim içinde, kabına sığmıyor, daha iyi biliyorlar,  daha farklılar. Bence daha dürüstler ve açık sözlüler.

Her gencin kendi ve ülkesi ile ilgili hayalleri var. Yaşadıkları ve çevre bu hayalleri ile uyuşmayınca çatışma ve isyan başlıyor.

Ülkemizde arşivleri bir karıştırdığımızda 60’lı yılların ikince yarısında o günün şartlarında üniversite gençliği kaynıyor . Boykotlar, yürüyüşler, çatışmalar, paneller, konferanslar. Ve böyle bir gençlik şimdi kendi ile gurur duyuyor, Altmış yedi- Altmış sekizliler deniyor onlara.

Gençlik yürüyecek, gençlik bağıracak, gençlik slogan atacak ve gençlik protesto edecek, eleştirecek yıkmadan yakmadan…

2013 içinde mutlu bir yıl ve iyi gelecek dilekleri ile. Hüseyin Seyfi

Reklamlar

Kapadokya sinsice bozuluyor

Standard

Dünyanın gözdesi Kapadokya sinsi sinsi yok ediliyor
Kapadokya yapısı gereği narin ve kırılgan. Peri bacalarına elinizle sert bir şekilde dokunun ufalanan toprak elinizde kalır. Kapadokya’nın büyüsü doğal görünümünden. Peribacaları, vadiler kaya üzerine oturmuş doğal kaleler, su yolları ve bunlara ilave eski binalarla birlikte yöresel güzellik.
Kapadokya’daki büyü, son yıllardaki çevrenin bilinçsiz ve oburca tahribinden dolayı yavaş yavaş siliniyor. Bir zamanlar alçaktan uçağın uçmasına izin verilmeyen, yollarından ağır taşıt geçirilmeyen Kapadokya sinsi sinsi yok ediliyor.
Bölgeyi on yıl önce ziyaret etmiş turist, bugün gördükleri karşısında hayal kırıklığına uğrayarak şaşırıyor. Nedeni Kapadokya rant uğruna büyük bir hırsla talan ediliyor olması . Balonlar, balonların arkasında peri bacalarının arasında koşuşturan motorlu araçlar, vadiler içine gömülen oteller, binalar ve devam eden inşaatlar Kapadokya’nın elini yüzünü çirkinleştiriyor.
Ve tüm olan bitene duyarlı bir avuç vatandaşın dışında seyirci kalanlar “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” felsefesini benimseyenler, geleceklerine dokunulduğunun farkında olmayanlar.
Kapadokya dört bir yanından kuşatma içinde. Bölgeye gelen merkezi idareciler durumu göremiyor. Çünkü öncesini bilmiyorlar. Yerel yöneticiler Türkiye’nin genel durumunu yansıtıyor. Dönemi kurtarma kurnazlığı.
İnternet ortamında, kısmen basına da yansıyan çığlıklardan iki tanesi durumu bir parça açıklıyor:
“Türkiye’nin en önemli kültür turizm merkezlerinden biri olan Kapadokya’da, peri bacaları arasındaki butik otel inşaatlarına tepki gösteren turizmciler ve vatandaşlar, Nevşehir Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu önünde eylem yaptı.”
“Uçhisar, yani Kapadokya’nın göz bebeği olan ve neredeyse tamamı sit alanı olan bu dünya mirası bölgeye her ne sebeple olursa olsun otel inşaatı yapılması her şeyden önce dünya mirasına sahip çıkılması anlamında etik değildir. Yasalara uydurmuş olabilirler, bir şekilde Koruma Kurulu’nu da geçip oradan onay almış olabilirler. Ama her ne olursa olsun bu konunun takipçisi olacağız. Zira orada biliyoruz ki, herhangi bir vatandaş sit alanı üzerine çok önceden yapılmış tapulu evine çizik atamıyor. Atarsa ağır cezada yargılanıyor ama kuralına ve kanununa uyduranlar dev gibi otel inşaatlarını yapıyorlar. Burada otel yapılması zarureti var mıdır, bölgedeki otellerin zaten doluluk oranları belli. Bunlar araştırılmadan sırf belli kuralları belli şekilde geçenler, istediklerini yapamamalı. Bir otel mecburiyeti yok ve yapılan yer tam da sit alanının göbeğinde. Mutlaka bu konunun üzerine gideceğiz ve takipçisi olacağız”
Otel ihtiyacından çok, adam kazmayı peribacasının bağrına vurmuş, görülmüyor mu? Otel ihtiyacı var diyelim, o zaman girsin iş makineleri kazıyıversin düzlesin peribacalarını yerine otel yapsın, düşüncesinin ne mantığı olabilir?
Göreme’de, Uçhisar’da Avanos’ta, Ürgüp’te Kapadokya’nın dokusu sinsi sinsi bozuluyor. Kimi ırmağa yapıyor lokantasını, kimi peribacalarının ortasına çakıyor beton yapıyı. Kiminin kolu uzanıyor yukarılara, tepelere, kimi uluslar arası. Yıllarca verilmeyen ruhsatlar, izinler son zamanlarda bir bir çıkıyor. Bölge vatandaşı şaşkın.
Ulusal basının çevreye duyarlı olduğu pek söylenemez. Ulusal basının bölgedeki temsilcilerine soruyoruz, “bildiriyoruz, yazıyoruz ama yayınlamıyorlar” diye cevap veriyorlar. Her şeyin paraya, ranta ve korkuya dayandığı şu dünyada onlar ne yapacak? İyi ki internet var. İnternette yayınlanan yazılar üzerine Nevşehir Valiliğinin harekete geçtiği duyumlarını alıyoruz. Öte yandan inşaatların pervasızca devam ettiğine gözlerimizle tanık oluyoruz.
Ve politikacılar, “Böyüroruuuz deyollar” büyüsünler ne diyelim.
Büyümek gelişmek iyi şeydir kuralları içinde.
Yeter ki çevremize dokunmasınlar, zarar verip torunlarımızın geleceği ile oynamasın muhteremler! Hüseyin Seyfi

İlluminatı

Standard

 

Dünyada gizli ve gizemli örgütler insanoğlunun ilgisini çekiyor. Gizemli ve gizli örgütlere merak ve ilgi öyle bir noktaya yükseldi ki, toplumda değişen politikalar, ekonomi,  sanat,  edebiyat, müzik ve inanışların İlluminatı denilen organizasyon tarafından yönlendirildiği inancının hakim olmaya başladığı gözleniyor.

İlluminatı gizli ve gizemli organizasyonlardan biri. İlluminatı, İngilizce illuminate sözcüğünden gelse gerek. İlluminate,  İngilizcede ışıtmak, aydınlatmak, ışıklandırmak anlamlarını içeriyor.

Wikipedi’ye göre, “Bavyeralı İlluminati, Rönesans döneminde 1 Mayıs 1776’da kurulmuş bir cemiyet. Modern İlluminati; zihin kontrolü uygulayarak, hükümetleri ve kuruluşları ele geçirerek Yeni Dünya Düzeni’ni sağlamak amacıyla hareket ettiği iddia edilen, monarşileri yıkmayı, dini inançları yok etmeyi, ulus devletleri ve vatanseverliği sonlandırarak sosyal düzeni alt üst etmeyi planladığı öne sürülen; ancak faaliyeti ve varlığı kanıtlanamamış bir yapılanma”.

İlluminatı’nın  kurucusu, atası Yahudi olan ama ailesi sonradan Katolikliği seçen Adam Weishaupt. Kaynaklara göre önce 5-12 kişi ile kuruluyor ve kısa bir süre sonra üye sayısı 80, sonra da 2000 oluyor. Günümüzdeki  sayısı  belirsiz. Üniversitelere sızarak  kontrol altına aldığı söyleniyor. Yasaklı bir organizasyon olduğu için üyelerin kimlikleri gizli ve şifreli.  İçinde birçok politikacı, sanatçı ve artist üyelerinin bulunduğu yazılıp çiziliyor ve siyasi,  askeri , ekonomik dalgalanmaların sorumlusu olarak gösteriliyor. Arap Baharlarının da aynı örgütün işi olduğuna dair yorumlar bile var.

İlluminatı ve branşlarının Masonlarla yakın bağı olduğu ve pek çok Mason’un da bu organizasyona katıldığı belirtiliyor, çok sayıda aydın ve politikacıyı da içine çeken bir örgüt olarak niteleniyor.

Dünya olaylarını kontrol etme ve yeniden yapılandırma  amacı ile kurulmuş bir yapı. Daha çok sanatla gündeme geliyor. Edebiyat ve müzik alanlarında kendini gösteriyor. Dünyada birçok ünlünün bu örgütün içinde olduğu söylentiler arasında.

İlluminatı’nın dünyanın en önemli kurum ve yapılarına ; çok uluslu şirketlere, büyük banka ve finans kuruluşlarına, uyuşturucu ticaretine, silah ticaretine, seks sektörüne, ülkelerin güvenlik teşkilat ve kurumlarına, iletişim ağlarına, medya şirketlerine  ve terörist gruplarına sızarak faaliyet gösterdiği  büyük miktarda paralar harcadığı iddia ediliyor.

Son yıllarda haberleşme alanında yaşanan gelişmeler , gizli ve gizemli örgütlerin işini kolaylaştırıyor. Facebook, youtube, twitter gibi  on line haberleşme alanlarının toplum üzerinde ne derece etkili olduğu bilinen durum. Beyin yıkama, şartlandırma, yöneltme yöntem ve teknikleri  haberleşme alanları kullanılarak başarı ile uygulanıyor. Hüseyin Seyfi

Kaynaklar,

Hubpage com/ are they real,

wise geek/ illüminatı,

http://ascension-research.org/What_is_the_Truth_about_the_Illuminati.html

Suriye Türkiye Ateşi

Standard

Suriye, Türkiye, dünya terör, savaş
Suriye’de Baas rejiminin düşürülmesine karar verildi , Arap Baharı kapsamında değerlendirilen olaylar başladı. Muhalif gruplar oluştu, gösterilerle başlayan olaylar iki yanlı şiddete dönüştü. Suriye’de dünya kamuoyunca tam bilinmeyen mezhep, din ve etnik yapılar dünya gündeminde ön plana çıktı.
Suriye nüfusu yaklaşık 22,5 milyon. Etnik yapılar kaynaklarda farklı farklı gösteriliyor. Nüfusun %70-74’ü Sünni, %13’ü Alevi, İsmaili, Şii ve diğerleri, %10’u Hıristiyan Ermeni, Yunan, Suriye Ortodoksları, %3’ü Dürziler, Yahudi ve Yezidiler gibi yapılardan oluşuyor.
Ülke nüfusunun yaklaşık %90’ı Arap. Geri kalan Kürtler, Türkmenler, Ermeniler, Çerkezler, Süryaniler.
Arapların %70’i Sünni. Diğer Araplar, Alevi, İsmaili, Şii mezhebine bağlı. Ayrıca Hıristiyan Araplar da mevcut.
Suriye’de iç savaş şiddetlenirken diğer Arap Baharını yaşayan ülkeler gibi yönetim değişmedi. Esad direnmeye devam ediyor. Rusya, Çin ve İran desteklerini Suriye rejiminden yana sürdürmeye devam ediyorlar. Türkiye Amerika ile birlikte Suriye rejimine karşıtlığını en başta ilan eden ülkelerden biri. Amerika seçim bahanesi ile Suriye’de beklenen aktifliği sergileyemedi. Vietnam, Afganistan, Irak gibi deneylerden sonra ve kamuoyu baskısı ile “yoğurdu üfleyerek yiyor” görüntüsü içinde. Avrupa ülkeleri bilinen demokrasi , insan hakları söylemleri ve kınama ile durumu kendi süreci içinde geriden gözlüyorlar.
Bir yanda Suriye problemi ve sığınmacıları diğer yanda terör olaylarındaki hızlı tırmanma Türkiye’nin gündemini altüst ederken, Suriye tarafından Urfa Akçakale’ye atılan top mermisi üçü çocuk, ikisi kadın 5 kişinin canını alırken ondan fazla kişinin de yaralanmasına yol açtı. Türkiye misilleme yaptı. Amerika ve Avrupa Türkiye’yi destekleyen mesajlar yayınladılar. Mısır’ın ortaya söylenen dışında diğer Arap dostlardan şimdilik ses yok. Avrupa ülkelerinden gelen sözde desteklerin iş başa düşünce ne kadar gerçekleşip gerçekleşmeyeceği meçhul. Yukarıda verilen bilgiye göre, Suriye nüfusunun %90’ı Arap.
İki ülke Türkiye ve Suriye savaşa adım adım yaklaşıyorlar. İki yıla yaklaşan bir süreden beri yapılan yorumlar ve öngörüler bir bir çıkıyor. Suriye ile en uzun sınır sözleri genelde kontrol edilmesi zor terörü ima ediyordu. Şimdi terörün de ötesinde savaş yorumları yapılıyor.
Günümüz savaşlarında cephe denen bir satıh yok. Klasik savaşların yerini terör savaşları aldı.Terörden en çok acı çeken ülkelerin başındayız. Ülkemizde terör çatallaştı, gruplar çoğaldı. Batıda ve komşularımızda birçok devletin elinin altında uzun bir süreden beri beslenen, ülkemize karşı kullanılan terör gruplarının olduğu resmi yetkililerce dile getirilmeye başlandı. Son zamanlarda Suriye’deki iç karışıklıktan ve Suriye Türkiye ilişkilerinden dolayı ülkemizde terör tırmanışa geçti.
İçinde bulunduğumuz bölge savaş alanı. Bölge ülkeleri mezheplere göre taraf olmuş görüntüsü içinde. İran, ırak, Suriye Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Katar. Allah göstermesin iş savaşa girerse bakalım bu taraflar aynı yerinde kalacak mı? İşin içine Rusya, Çin gibi ülkeler girdiğinde Avrupa ve Amerika nötr mü kalacaklar?
İslam ülkelerini bir yanda terör öte yanda savaş riski sarmış durumda.
Afganistan yıllardır savaşın içinde. Pakistan’ın terör belası ile uğraşıp duruyor. Türkiye, otuz yıldan beri terörle mücadele içinde. Kuzey Afrika ülkelerinden Libya, Tunus, Cezayir Arap Baharı adı verilen karışıklığın içinden nasıl bir sona doğru yol alacaklar belli değil. Nijerya, Endonezya, Bangladeş terör hareketlerinin yoğun yaşandığı ülkeler. Irak, teröre en çok kayıp veren ülkelerin başında geliyor. Savaş, savaş olarak başlayıp bitmiyor günümüzde. Etkisinin yanında ateşi de yıllarca sürüyor.
Hüseyin Seyfi

Ülkelerde zorunlu okulua başlama yaşları

Standard

 

Bu yıl  okula başlama yaşı yeni uygulamaya konulan 4+4+4 sistemi  ülkemizde çok tartışıldı. Dünya ülkeleri örnek gösterilirken ilkokula başlama yaşı hakkında kısa süre içinde çok konuşuldu. Eğitimcilerin fikirlerinden pek yararlanılmadı. Oysa eğitim ciddiye alınacak konu. Eğitimde değişiklik demeden önce geniş bir araştırma ve inceleme yaparak ülke şartlarını, geçmiş deneyimleri göz önünde bulundurmak gerekiyor.

145 ülke içinden sadece 11 ülkede okula başlama yaşı 5 olarak gösterilen ülke sayısı iki elin parmağı kadar.  Avustralya ve İngiltere’nin yanında, Dominik Cumhuriyeti, Grenada, İrlanda,  Malta, Nepal, Pakistan, Myanmar, Malta ve Srilanka.

 

Ülkeler

2007

2008 8

2009

2010

2011

 

 

 

Afganistan

7

7

7

7

7

 

 

 

Arnavutluk

6

6

6

6

6

 

 

 

Cezayir

6

6

6

6

6

 

 

 

Arjantin

6

6

6

6

6

 

 

 

Ermenistan

7

7

7

7

7

 

 

 

Avustralya

5

5

5

5

5

 

 

 

Avusturya

6

6

6

6

6

 

 

 

Azerbeycan

6

6

6

6

6

 

 

 

Bahreyn

6

6

6

6

6

 

 

Bangladeş

6

6

6

6

6

 

 

Belçika

6

6

6

6

6

 

 

Bolivya

6

6

6

6

6

 

 

Bosna – Hersek

6

6

6

6

6

 

 

Brezilya

7

7

7

7

6

 

 

Bulgaristan

7

7

7

7

7

 

 

Burkina Faso

7

7

7

6

6

 

 

Burundi

7

7

7

7

7

 

 

Kamboçya

6

6

6

6

6

 

 

Kameron

6

6

6

6

6

 

 

Kanada

6

6

6

6

6

 

 

Şili

6

6

6

6

6

 

 

Çin

7

7

7

7

7

 

 

Kolombiya

6

6

6

6

6

 

 

Kosta Rika

6

6

6

6

6

 

 

Hırvatistan

7

7

7

7

7

 

 

Küba

6

6

6

6

6

 

 

Kıbrıs

6

6

6

6

6

 

 

Çek Cumhuriyeti

6

6

6

6

6

 

 

Danimarka

7

7

7

7

7

 

 

Djibouti

6

6

6

6

6

 

 

Dominik

5

5

5

5

5

 

 

Dominik Cumhuriyeti

6

6

6

6

6

 

 

Ekvador

6

6

6

6

6

 

 

Mısır

6

6

6

6

6

 

 

El Salvador

7

7

7

7

7

 

 

Gine

7

7

7

7

7

 

 

Eritre

7

7

7

7

7

 

 

Estonya

7

7

7

7

7

 

 

Etyopya

7

7

7

7

7

 

 

Finlandiya

7

7

7

7

7

 

 

Fransa

6

6

6

6

6

 

 

Gürcistan

6

6

6

6

6

 

 

Almanya

6

6

6

6

6

 

 

Gana

6

6

6

6

6

 

 

Yunanistan

6

6

6

6

6

 

 

Grenada

5

5

5

5

5

 

 

Guatemala

7

7

7

7

7

 

 

Haiti

6

6

6

6

6

 

 

Honduras

6

6

6

6

6

 

 

Hong Kong -Çin

6

6

6

6

6

 

 

Macaristan

7

7

7

7

7

 

 

İzlanda

6

6

6

6

6

 

 

Hindistan

6

6

6

6

6

 

 

Endonezya

7

7

7

7

7

 

 

Iran

6

6

6

6

6

 

 

Irak

6

6

6

6

6

 

 

Irlanda

5

5

5

5

5

 

 

Israel

6

6

6

6

6

 

 

Italya

6

6

6

6

6

 

 

Jamayka

6

6

6

6

6

 

 

Japonya

6

6

6

6

6

 

 

Ürdün

6

6

6

6

6

 

 

Kazakistan

7

7

7

7

7

 

 

Kenya

6

6

6

6

6

 

 

Kore

6

6

6

6

6

 

 

Kuwait

6

6

6

6

6

 

 

Kırgızistan

7

7

7

7

7

 

 

Lao PDR

6

6

6

6

6

 

 

Letonya

7

7

7

7

7

 

 

Libya

6

6

6

6

6

 

 

Litvanya

7

7

7

7

7

 

 

Luxembourg

6

6

6

6

6

 

 

Madagascar

6

6

6

6

6

 

 

Malawi

6

6

6

6

6

 

 

Malezya

6

6

6

6

6

 

 

Maldives

6

6

6

6

6

 

 

Mali

7

7

7

7

7

 

 

Malta

5

5

5

5

5

 

 

Marshall Adaları

6

6

6

6

6

 

 

Moritanya

6

6

6

6

6

 

 

Meksikai

6

6

6

6

6

 

 

Moldova

7

7

7

7

7

 

 

Monoko

6

6

6

6

6

 

 

Mogolistan

7

7

6

6

6

 

 

Karadağ-Sırbistan

7

7

7

7

7

 

 

Fas

6

6

6

6

6

 

 

Mozambik

6

6

6

6

6

 

 

Myanmar

5

5

5

5

5

 

 

Namibia

7

7

7

7

7

 

 

Nepal

5

5

5

5

5

 

 

Hollanda

6

6

6

6

6

 

 

New Zealand

5

5

5

5

5

 

 

Nikaragua

6

6

6

6

6

 

 

Nijer

7

7

7

7

7

 

 

Nigerya

6

6

6

6

6

 

 

Norveç

6

6

6

6

6

 

 

Umman

6

6

6

6

6

 

 

Pakistan

5

5

5

5

5

 

 

Panama

6

6

6

6

6

 

 

Yeni Gine

7

7

7

7

7

 

 

Paraguay

6

6

6

6

6

 

 

Peru

6

6

6

6

6

 

 

Filipinler

6

6

6

6

6

 

 

Polonya

7

7

7

7

7

 

 

Portekiz

6

6

6

6

6

 

 

Puerto Riko

6

6

6

6

6

 

 

Katar

6

6

6

6

6

 

 

Romanya

7

7

7

7

7

 

 

Rusya

7

7

7

7

7

 

 

Rwanda

7

7

7

7

7

 

 

San Marino

6

6

6

6

6

 

 

Saudi Arabistan

6

6

6

6

6

 

 

Senegal

7

7

7

7

7

 

 

Sırbistan

7

7

7

7

7

 

 

Singapur

6

6

6

6

6

 

 

Slovakya

6

6

6

6

6

 

 

Slovenya

6

6

6

6

6

 

 

Somali

6

6

6

6

6

 

 

Güney Afrika

7

7

7

7

7

 

 

İspanya

6

6

6

6

6

 

 

Sri Lanka

5

5

5

5

5

 

 

Sudan

6

6

6

6

6

 

 

Suriname

6

6

6

6

6

 

 

Swaziland

6

6

6

6

6

 

 

İsveç

7

7

7

7

7

 

 

İsviçre

7

7

7

7

7

 

 

Suriye

6

6

6

6

6

 

 

Tacikistan

7

7

7

7

7

 

 

Tanzanya

7

7

7

7

7

 

 

Tayland

6

6

6

6

6

 

 

Tunus

6

6

6

6

6

 

 

Turkiye

6

6

6

6

6

 

 

Türkmenistan

7

7

7

7

7

 

 

Uganda

6

6

6

6

6

 

 

Ukrayna

6

6

6

6

6

 

 

Arap Emirlikleri

6

6

6

6

6

 

 

İngiltere

5

5

5

5

5

 

 

ABD

6

6

6

6

6

 

 

Uruguay

6

6

6

6

6

 

 

Özbekistan

7

7

7

7

7

 

 

Venezuela

6

6

6

6

6

 

 

Vietnam

6

6

6

6

6

 

 

Yemen

6

6

6

6

6

 

 

Zambiya

7

7

7

7

7

 

 

Zimbavya

6

6

6

6

6

 

 

 Hüseyin Seyfi

Kaynak: The World Bank, UNESCO Institute for Statistics

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Okullar kapanırken

Standard

Okullar kapanırken

 Yazının başlığından konunun eğitim olacağı belli. Fakat, “eğitimdir ki” diye bilinen klişe bir sözcükle başlamayacağım.

Bir eğitim dönemi daha bitti ve öğrenciler yaz tatiline girdi.

İlk ve orta öğretimde 4+4+4 yüzünden kafalar karışsa da yapabileceğimiz çok şey var.

Çocuk, yetişkin dönemine dek olumlu ve olumsuz alışkanlıkları, davranışları aile ve okul çevresinde kazanıyor. İyi alışkanlıklar ve kazanımlar vermek için okullar, okullarda eğitimciler-öğretmenler var.

Aile, okullardan önce eğitimin direği.

Çocuklar bir ulusun olduğu kadar anne, baba veya ebeveynlerin de birer yatırımı. Yani geleceği.

Eğitimciler olarak her zaman dile getirdiğimiz gibi çocuğun zihnen ve bedenen gelişiminde aile ilgisi ve eğitimi öncelik.

Tecrübe, bilgi ve gözlemlere dayanarak şunu açık yüreklilikle belirtmeliyim ki, başarının en büyük anahtarı aile. Çocuğa aile ilgisi- sevgi- şefkat- problemleriyle ilgilenme ve çözümlerinde yardımcı olma çocuğun kendine olan güvenini artırıyor.  İlginin başında okulla ilgilenme-okul ziyaretleri, öğretmenle olumlu diyalog içinde sorunlarda yardım isteme, sorun ve problemleri hem çocukla, hem okulla paylaşma başta geliyor.

Yaz tatiline girdiğimiz şu günlerde çocuğa okuma alışkanlığı kazandırma ulusça duyduğumuz en büyük ihtiyaç. Kitap satın alma, kitaplarda seçici olma, kütüphane ziyaretleri insan gelişiminde önemli. Bilim ve teknolojinin hızla ilerlediği, rekabet ortamının gittikçe arttığı dünyamızda boş durmak gibi bir lüksümüz yok.

Yaz tatilleri çocukla ailenin iç içe olduğu dönemler. 

Boş  zamanı doldurma çocukta sorumluluk duygusunu geliştiriyor. Çocuğun okuması, okuma sonunda zihnen üretmesi, düşünmesi- çıktı alması ve bunun bilincinde olması, çocukta okumaya karşı ilgi ve sevginin oluşmasına yol açıyor.

Çocuğun sorgulamasına  fırsat tanıma, özgür düşünceye yol açarak yaratıcılığı geliştiriyor.

Korku, öğrenmenin en büyük düşmanı.

Baskı, özgür düşünceyi siliyor, kendine güveni köreltiyor, içine kapanık yapıyor.

Kitap okuyan ve bunu küçük yaşlarda alışkanlık haline getiren kişi hayatı başarıyor.

Hayatta yapılacak en büyük yatırım çocuğa olmalı. Ne arsa, ne ev, ne de lüks arabalar.

Onlar hem kendimizin, hem de ulusumuzun geleceği. Hüseyin Seyfi